Trkiz.Com ‘Haber’

Moğollar Sevenlerini Bekliyor01.23.10

Moğollar, Sevenlerini Bekliyor!

‘Hiç Yaşlanmayan Grup’ Olarak da Anılan Moğollar, Yepyeni Albümleriyle İlk Konserlerini Vermeye Hazırlanıyorlar.

40 yıldır müzikyapan Moğollar grubu, NTV’de Gülay Afşar’ın sunduğu ‘Hafta Sonu Haber Merkezi’ programına konuk oldu.

Son albümleri ‘Umut Yolunu Bulur’dan bahseden Moğollar, albümde yer alan Nazım Hikmet’in Hiroşima için yazdığı ‘Bulutlar Adam Öldürmesin’den de bahsettiler.

Şarkının müziğini yapan Taner Öngür, her ne kadar Hiroşima ile ilgili bir şiir de olsa şarkıyı, son dönemde dünyayı tehdit eden Nükleer çılgınlığına bağladıklarını anlattı.

Cahit Berkay ise yepyeni şarkılarını dinlemek isteyenleri 24 Aralık’ta Beyoğlu Balans’ta verecekleri ilk konsere davet etti. Berkay, “Albümün tamamını bir de Moğolları’ın repertuarında yer etmiş, oturmuş klasikler de olacak. Albümün tanıtım konseri. ilgi duyanları bekleriz” dedi.

KAYNAK: (Televizyon Gazetesi)

Gonderen Habertrkiz Yorumlar Kapalı

Etiketler: » » » » » »

Baris ve Demokrasi partisiyle Yola Devam01.23.10

BDP (Barış ve Demokrasi Partisi) ile Yola Devam!

DTP’liler, İmralı’dan Gelen İşaretle İstifadan Vazgeçip, Meclis’te Kalarak Bdp Partiisi’yle Devam Etme Kararı Aldılar.

Kapatma kararının ardından sine-i millete dönme kararı alan DTP’liler, İmralı’dan gelen işaretle bundan vazgeçip, Meclis’te kalarak Barış ve Demokrasi Partisi’yle yola devam etme kararı aldılar. Ahmet Türk, “Halkımız, Aydınlar, akademik çevreler ve Sayın Öcalan, Parlamento zemininin terk edilmesinin doğru olmadığını bize ilettiler” dedi.

Anayasa Mahkemesi’nin kararıyla kapatılan DTP’nin Genel Başkanı Ahmet Türk, 19 milletvekilinin “Sine-i Millet”e dönme kararından vazgeçme gerekçelerini, “Sayın Abdullah Öcalan Meclis’i adres gösterdi. Tabanımız da bunu istiyor” sözleriyle açıkladı. Kapatma kararının ardından sine-i millete dönme kararı alan DTP’liler, İmralı’dan gelen işaretle bundan vazgeçti. DTP yönetimi, dün Meclis’te kalarak yola, Barış ve Demokrasi Partisi’yle devam etme kararı aldı.

BDP Genel Başkanı partiye davet etti

BDP ve kapatılan DTP’nin Parti Meclisi üyeleri dün Türk’ün de katılımıyla bir toplantı yaptı. Toplantı arasında BDP Genel Başkanı Demir Çelik, “DTP’nin milletvekillerini, siyasal hayatlarını ve siyasal mücadelelerini BDP’de sürdürmeye davet ediyoruz” çağrısı yaptı. Çelik, BDP’nin ocak sonunda veya şubat başında olağanüstü kongre kararı aldığını da açıkladı. Rahatsızlığı nedeniyle Türk, hastaneye gitti ve bir süre toplantıya katılmadı. Demir’in açıklamasından yaklaşık 1.5 saat sonra Türk, basının karşısına çıktı. Türk, yola BDP çatısı altında devam edeceklerini bildirerek, şu mesajları verdi:

Sayın Öcalan ve halkımızın isteği

Bizi şiddet yanlısı gösteren anlayışın herkes tarafından mahkûm edilmesi gerekir. Partimiz 6 kez kapatılmasına rağmen demokratik mücadelemizi sürdürüyoruz. Bu şiddeti değil, barışı savunduğumuzun açık bir göstergesidir. Halkımız, parlamentoda mücadelemizi sürdürmemizi istedi. Bunu çok yüksek sesle ifade ettiler. Bütün sivil toplum örgütlerimiz bu mücadelede devam kararı aldılar, düşüncelerini bize ilettiler, adeta rica ettiler, ‘Bu zemini terk etmeyin’ dediler. Yine Türkiye’deki demokratik güçler, Aydınlar, yazarlar, akademik çevreler bu süreçte parlamentoda bulunmanın önemini ortaya koydular. Çarşamba günü İmralı’da Sayın Öcalan ile avukatları bir görüşme yaptılar. Bu görüşme sonucunda, Sayın Öcalan da Parlamento zemininin terk edilmesinin doğru olmadığını ve bu mücadelenin devam edilmesi gerektiği şeklinde. Bu bize iletildi.

Bir canı kaybetmek bir partiden önemli

Tüm gelişmeleri değerlendirerek, istifanın doğru olmadığı inancına vardık. Bir canı bile kaybetmemiz, bir partinin kapatılmasından daha önemlidir. Onun için diyoruz ki; ey siyasetçiler, siyasi partiler gelin canlara sahip çıkalım, gelin canları kaybetmeyelim.

Gonderen Habertrkiz Yorumlar Kapalı

Etiketler: » » » » » »

10 bin kadın girişimciye destek10.07.09

Özyeğin Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Hüsnü Özyeğin, Goldman Sachs ile 10 bin kadın projesi kapsamında Türk kadın girişimcilerinin nitelik kazanmalarına ve iş dünyasında yükselmelerine destek olmaya çalışacaklarını söyledi.

Proje, gelişmekte olan ülkelerde kadınların girişimcilik ve yöneticilik yönlerini güçlendirmeyi, kadın-erkek eşitsizliğini azaltarak paylaşımcı, sürdürülebilir bir ekonomik büyümeyi desteklemeyi hedefliyor.

2008 yılından bu yana 8 Afrika, 5 Orta ve Uzakdoğu, 3 Amerika ülkesi olmak üzere toplam 16 ülkede uygulanan proje, 100 milyon dolarlık bütçesi ile önümüzdeki 5 yıl içinde dünyanın dört bir yanındaki 10 bin kadına ulaşmayı amaçlıyor.

Goldman Sachs Başkan Yardımcısı Michael Sherwood, proje kapsamında üniversite ve araştırma kurumları ile işbirliği içinde kadınlara iş hayatı ve yöneticilik konularında eğitim vererek iş dünyasında yükselmelerine destek olmayı hedeflediklerini söyledi.

Gonderen Habertrkiz Yorumlar Kapalı

kadinlar 12 eylulu unutmadı10.07.09

12. Uçan Süpürge Kadın Filmleri Festivali kapsamında Ankara’da gerçekleştirilen ’12 Eylül’e Mektuplar / Kadınlar Saçlarını Çözüyor’ projesi için kaleme alınan mektuplar, 14 Ekim’e kadar İstanbul’da sergileniyor

“İşkenceciyle flört edenin rahmi olmaz. Dayakçı kocayla amir arasındaki ortak payda ikisinin de asfaltçı olduğu gerçeğidir. Faşizmin yollarına asfalt dökerler. Eğer ilk gecede ya da ilk hamlede eyvallah edersen senin üzerinden vira kahramanlık tasavvur ederler. Pencereden atarlar, iner aşağı tutarlar.” Bu satırların yazarı Ayşen Hadimioğlu bundan 29 yıl önce Ankara Beşevler kadın cezaevinde bunları hissetti. Bizi bu hislerle buluşturansa 14 Ekim’e kadar Garajistanbul’da görebileceğiniz sergi.
Hadimioğlu gibi binlerce kadın henüz silemedikleri ‘darbe’ acılarını Uçan Süpürge’nin Mayıs ayında Ankara’da yapılan 12. Uçan Süpürge Kadın Filmleri Festivali kapsamında gerçekleştirilen ‘12 Eylül’e Mektuplar / Kadınlar Saçlarını Çözüyor’ projesi için kaleme aldı. Kimisi 12 Eylül’de çocuk olanların elinden çıktı, kimisi eski mektuplarını sergiye taşıdı…
Binlerce kadının yazdığı mektup Ayşegül Devecioğlu, Gülden Treske, Halime Güner, Latife Tekin ve Umut Tümay Arslan’dan oluşan jüri tarafından seçildi. Festival esnasında Ankara’da gerçekleştirilen sergi şimdilerde ortaya koyduğu pekçok işiyle toplumsal muhalefetin sesi olmaya çalıştığını gözlemlediğimiz Garajİstanbul’da İstanbul Bienal’i kapsamında sergileniyor. Proje o günlerde yaşanan acıların sorumlusu darbecilerin yargılanmasını hedefliyor.

12 Eylül devam ediyor
Sergideki onlarca mektup, cezaevindeki kadınların el işleri, fotoğraflar; hatıralar sergiyi gezenlere hem 12 Eylül’de yaşanan acıları kadın gözüyle okumanın farkını hissettiriyor, hem de 12 Eylül’ün henüz bitmediğini insanın yüzüne çarpıyor. Evladından haber alamayan anneler, cezaevindeki babalarını göremeyen kız çocukları, işkencelerde hayatının bir bölümünü bırakan, tecavüze uğrayan kadınlar…
Sergide bugün yazılmış mektupların yanı sıra o günlerden saklanmış hatıralar da yer alıyor. Sergiyi gezerken şu hikayeyi öğreniyoruz: Berrin Uyar ve Zerrin Şenesen iki kardeşti. İkisi de Metris Cezaevinde’ydi. Zerrin Şenesen Metris’ten felç olduğu için tahliye edildi. Cezaevinde yaşadıkları karanlık günlere inat neşeli karikatürler, rengârenk desenler çizen Berrin Uyar 1982-1983’e bağlanırken kardeşine şöyle bir kart göndermiş: “Biliyorsun sürekli kuş resmi yaptığımdan bana Metris’in kuşçusu diyorlardı… Şimdi ise sürüngenlere başladım… 1982 yılında her şey o kadar ağır gitti ki. 1983 yılı için dileğim zamanın mutluluğa, hasretlere kavuşmaya, sevgiye, umuda, iyiye, güzele doğu daha hızlı dönmesi.”
Serginin amacını, kadınların içindeki öfkeyi en güzel, 80’de 28 yaşında olan bir kadının “Daha yenilerde arkamdan gelen ayak seslerinden korkmadan, arkama bakma ihtiyacı duymadan yürüyebiliyorum,” sözlerinin yanındaki mektup özetliyor: “Üniversite öğrencilerinin ‘ellerim titremedi’ açıklamanı alkışlaması, birdenbire ünlü TSK ressamı oluvermen, küçük çocukların seni gördüğünde ‘Aaa tonton dede’ demesi, sakın ama sakın, hiçbir şey ama hiçbir şey, senin ellerindeki yüzündeki kanı temizleyemez. Sebep olduğun her şeyi ama her şeyi son nefesine kadar hatırla. Bizim unutmamız nasıl mümkün değilse, sen de unutmamalısın. Yargılanmadan ölürsen eğer, kendimi (hiçbir suçum olmadığı halde) asla affedemem.”
10 Ekim Cumartesi saat 17.00’da Garajİstanbul’da mektupları sahipleri okuyacak.

‘Küçük Kara Balık evine dönecek’
Cezaevinden kızına fotoğraflar, minik oyuncaklar ve bir kitap gönderen baba Kemal Elçi’nin kaleminden…
“Kutuda Behrengi’nin ‘Küçük Kara Balık’ adlı kitabı var. Benim en sevdiğim masaldır. Kitabı okuyup bitirdiğinde ‘Küçük Kara Balık’ okyanusa kavuştu mu evine dönebildi mi diye merak edeceğini de biliyorum. Sen bil ki ‘Küçük Kara Balıklar’ ne yapar eder okyanusa ulaşır ve bir gün evlerine dönerler…
Herkese sor beni kızım, Ezgim… Anlatsınlar… İçinde suskunluk, öfke olmayayım. Daha büyüdüğünde
annene, dedenlere, amcana yazdığım mektuplar duruyorsa onlardan isteyip okumanı istiyorum… Yakıldıysa da
sor anlatsınlar sana…
Yaptığım hiçbir şeyden pişmanlık duymuyorum. İnanarak yaşamış, halkını çok sevmiş, namuslu ve onurlu bir babanın kızı olarak yaşa kızım… Başını hiç eğme…” ( 19 Haziran 1979)
“Günde bir kez tuvalet hakkımız vardı. Saat ve gece-gündüz kavramlarını kaybetmiştik. Geriye baktığımda onurlu bir hayatım olduğunu düşünüyorum. Arkadaşlarımla, eşimle, kendimle tüm 12 Eylül kadınlarıyla gurur duyuyorum”
“Paşam diye severdi babaannen, bilemezdi postalların altında ezilen gül yüzünü. Gül yüzlü gül kokulu oğlum topraktan geldin toprağa döndün. Soğuk topraklarda soğuk bedenini kim ısıtıyor oğlum? Son sözün su olmuş su. Senin yanında olamadım sana o suyu veremedim ya, dünyanın bütün suları bana haram, bana zehir. Söyle bana şimdi ben nasıl su içeyim oğlum, nasıl?
Yavruuuum diye bağırdım duydun mu? Kimsesizler mezarlığına gömmüşler seni. Hangisinin senin mezarın olduğunu bilmiyorlardı. Hapishanede yere düşmüş başını çarpmışsın, beyin kanamasından da ölmüşsün. Bu kadar basitti onlar için. Mezarlıkta bırakıp gittiler beni…”

radikal

Gonderen Habertrkiz Yorumlar Kapalı

Turkiye kadinsiz gelisiyor10.07.09

BM Kalkınma Programı’nın Cinsiyete Dayalı Gelişme Endeksi şaşırttı. Türkiye, kadınların toplumsal hayata aktif katılımını ölçen endekste 109 ülke içinde 101′inci

BM Kalkınma Programı’nın (UNDP) yıllık ‘İnsani Gelişme Endeksi’ raporunda bu yıl üç sıra birden gerileyerek 79’uncu sıraya inen Türkiye, kadınlara fırsat eşitliği sunulması konusunda da alarm verdi.
Rapordaki ‘Cinsiyete Dayalı Gelişme Endeksi’ (GEM) verilerine göre, Türkiye, bu alanda Pakistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin de gerisinde kalarak 109 ülke arasında 101. oldu.
Son 27 yılda ortalama yaşam beklentisi, okuma-yazma oranı ve gayrı safi milli hasılası giderek yükselen Türkiye’nin bu endeksteki yeri şaşırttı. Cinsiyete Dayalı Gelişme Endeksi (GEM) kadınların ekonomik ve politik hayata aktif katılımı ve bunun gücüne dair göstergeler ortaya dökülerek hesaplanıyor. GEM’e ilk kez 1995 raporunda yer verilmişti. Bu yılki raporda Türkiye; Pakistan ve Ermenistan’ın altında 101. sırada. Türkiye’yi Azerbaycan ve İran izliyor.
UNDP yetkilileri, Radikal’in soruları üzerine, cinsiyete dayalı gelişme endeksi verilerinde birçok kriterin yer aldığını hatırlattı: “Cinsiyeti güçlendirme ölçüsü kadınların siyasal ve ekonomik hayatta etkin bir rol üstlenip üstlenemediklerini gösterir. Bu ölçü, kadınların parlamentodaki sandalye sayısının; kadın yasama üyelerinin, üst düzey yetkili ve yöneticilerin; kadın profesyonel ve teknik çalışanların oranını ve ekonomik bağımsızlığın bir göstergesi olarak kazanılan gelirdeki cinsiyete bağlı eşitsizliği ölçümler.”
Sonuç, kadın örgütlerine göre de hiç şaşırtıcı değil. Kadının İnsan Hakları Vakfı Koordinatörü Pınar İlkkaracan, Türkiye’nin büyük bir ‘duraklama’ halinde olduğunu düşünüyor:
“2000’li yıllarda kadın haretinin çabalarıyla çok önemli yasal reformlar oldu. Medeni Kanun’da kadın-erkek eşitlendi, TCK’da çok önemli reformlar oldu. Ancak uygulamada hiçbir ilerleme göremiyoruz. İstihdam Yasası’nda değişiklikler olması gerekiyor. Türkiye aile içi şiddet nedeniyle hayatını kaybeden Nahide Opuz davasında AİHM’de yalnızca kadına karşı şiddeti önlememekten değil, kadınlar ve erkekler arasında eşitliği fiili olarak sağlayamamaktan da suçlu bulundu.”
KADER Başkanı Avukat Hülya Gülbahar ise rakamları sözün bittiği yer olarak değerlendirdi:
“29 Mart yerel seçimlerinden önce de kampanyalarla Türkiye’nin bu utanç verici sıralara düşmemesi için siyasetçileri uyarmıştık. Sonuç Türkiye’nin 81 ilinden 39 il genel meclisinde bir tek kadın üye yok! Türkiye’nin yarısında iller kadınsız meclislerce yönetiliyor. Uluslararası toplantılarda Türkiye’deki kadınların temsilini anlatan grafikleri gösteremiyoruz. Pasta grafikte yüzde 0.56 ya da yüzde 1 lik oranları grafik programları bile hesaba katmak istemiyor. Yüzde 0.56 pasta saç teli kadar bile yer tutmuyor.”
Türkiye’de 1980-2007 arasında doğumda beklenen ortalama ömrün yaklaşık 11 yıl, yetişkinlerde okuryazarlık ve okullaşma oranlarının yüzde 23, satınalma gücü paritesine göre uyarlanmış kişi başına düşen gayrı safi yurtiçi hasılanın ise yüzde 100 artması bile, Türkiye’yi cinsiyete dayalı gelişmişlik endekslerinde alt sıralardan kurtaramadı.
İnsanı Gelişmişlik Raporu, gayri safi milli hasılanın ötesinde yoksulluk ve cinsiyet eşitliği gibi endekslere bakılarak hazırlanıyor. Türkiye İnsani Yoksulluk Endeksi’nde de 135 ülke içinde 40’ncı. Yoksulluğu kapsamlı göstergelerle ölçen endekse göre Türkiye, 40 yaş öncesi ölüm oranında 50’nci; okur-yazar olmayan yetişkinlerin genel nüfusa oranında 77’nci; iyileştirilmiş bir su kaynağına erişemeyen insanların oranı sıralamasında da üçüncü ve Ekvador, Bahreyn gibi ülkelerin gerisinde.

İnsani gelişmişlikte 79’uncu
BM, 1990 yılından beri ‘daha kapsamlı bir refah tanımı elde edebilmek için’ gayri safi yurtiçi hasıladan başka ölçütleri de göz önünde bulunduruyor ve İnsani Gelişme Raporu’nu yayımlıyor.
Raporda, ‘doğumda beklenen ortalama ömür’, ‘yetişkinlerde okuryazarlık oranı’ ile ‘brüt okullaşma oranı’ ve ‘satın alma gücü paritesine göre uyarlanmış gelir düzeyi’ gibi göstergeleri kullanan UNDP raportörleri, son raporlarında Türkiye’yi ‘insani gelişmişlik’ açısından 79. sıraya yerleştirdi.
Böylece 2006 yılında 96’ncı, 2007’de 92’nci iken 2008 yılında 76’ncı sıraya yükselen Türkiye, yeniden üç puan gerileyerek 2009 yılında 79’uncu sıraya inmiş oldu.
2007 yılı verileri değerlendiren bu nedenle küresel krizin etkilerini yansıtmayan son raporda ilk 10 sırayı Norveç, Avustralya, İzlanda, Kanada, İrlanda, Hollanda, İsveç, Fransa, İsviçre ve Japonya aldı. Çin de dokuz sıra yükselerek 92. oldu.
Türkiye’de 1980-2007 arasında doğumda beklenen ortalama ömrün yaklaşık 11 yıl, yetişkinlerde okuryazarlık ve okullaşma oranlarının yüzde 23, satınalma gücü paritesine göre uyarlanmış kişi başına düşen gayrı safi yurtiçi hasılanın ise yüzde
100 artması bile, Türkiye’yi cinsiyete dayalı gelişmişlik endekslerinde alt sıralardan kurtaramadı.
İnsanı Gelişmişlik Raporu, gayri safi milli hasılanın ötesinde yoksulluk ve cinsiyet eşitliği gibi endekslere bakılarak hazırlanıyor. Türkiye İnsani Yoksulluk Endeksi’nde de 135 ülke içinde 40’ncı sırada. Yoksulluğu kapsamlı göstergelerle ölçen endekse göre Türkiye, 40 yaşından önce ölüm oranı sıralamasında 50’nci, okur-yazar olmayan yetişkinlerin genel nüfusa oranı sıralamasında 77’nci, iyileştirilmiş bir su kaynağına erişemeyen insanların oranı sıralamasında da üçüncü. İnsani Yoksulluk Endeksi’nde Türkiye; Ekvador, Bahreyn gibi ülkelerin gerisinde kalıyor.

radika

Gonderen Habertrkiz Yorumlar Kapalı

  • You Avatar
    Trkiz.Com Sitesine Hosgeldiniz. Sitemizde Kizlar hakkinda bilgiler Kadin Sagligi, Kadinlar, Kiz, Kizlar, Anne Cocuk, Dogum, Gebelik, Estetik, ev dekor, Moda stil, Yemek Tarifleri, Diyet fitness, itiraf, kadin haklari, Mirc, Chat Sohbet, Kiz Sohbet, kiz Chat, Kizlarla Chat, kizlarla Sohbet, Haber, Evlilik, Cinsellik, Yasam, Saglik, bayan, bayanlar, Kadinca, Diyet, Guzellik, Guzellesme, Ask, Diyet, Astroloji Makyaj, Siirler, Sozler, mesajlar ve yakisiklilar bulunmaktadir . ^_*

Trkiz.Com Kiz Kizlar:
Nicknizi Yazip:

mirc mircturkce turkcemirc mircsite mircarama indirmirc chatmirc mirchat
bedava sohbet gazete gazeteler turkchat oyun mirc indir odev hikaye