<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Trkiz.Com Kiz Kizlar Kizlarla Chat Sohbet Muhabbet Mirc SesliChat SesliSohbet &#187; Kadin Erkek</title>
	<atom:link href="http://www.trkiz.com/kiz/kadin-erkek/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.trkiz.com</link>
	<description>Kiz Bayan bayanlar hanimlar Sohbet chat mirc muhabbet Hakkinda Hersey Sesli</description>
	<lastBuildDate>Sun, 08 Jan 2012 11:45:07 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.1</generator>
		<item>
		<title>Kadinlar neden aldatir</title>
		<link>http://www.trkiz.com/kadinlar-neden-aldatir.php</link>
		<comments>http://www.trkiz.com/kadinlar-neden-aldatir.php#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 Oct 2009 08:35:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadin Erkek]]></category>
		<category><![CDATA[Kadin]]></category>
		<category><![CDATA[kadinlar]]></category>
		<category><![CDATA[neden aldatir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.trkiz.com/?p=294</guid>
		<description><![CDATA[Kadın internet kullanıcılarının yakından takip ettiği mahmure.com, “Kadınlar neden aldatır” sorusuna yanıt aradı. “Aşk-ı Memnu” dizisindeki Bihter-Behlül aşkından yola çıkan internet sitesi, 5 bin 600 kişinin verdiği katıldığı anketin sonuçlarını açıkladı. “Her şey çok güzel başlamışken, birlikte keyif alır, birlikte hayaller kurarken, nasıl oluyor da aldatma ihtiyacı duyuluyor?” ve “Eskiden kadınlar erkeklerine daha mı çok [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kadın internet kullanıcılarının yakından takip ettiği mahmure.com, “Kadınlar neden aldatır” sorusuna yanıt aradı. “Aşk-ı Memnu” dizisindeki Bihter-Behlül aşkından yola çıkan internet sitesi, 5 bin 600 kişinin verdiği katıldığı anketin sonuçlarını açıkladı.</p>
<p>“Her şey çok güzel başlamışken, birlikte keyif alır, birlikte hayaller kurarken, nasıl oluyor da aldatma ihtiyacı duyuluyor?” ve “Eskiden kadınlar erkeklerine daha mı çok bağlıydı yoksa artık çok mu cesaretliler de aldatıyorlar?” sorularına yanıt arayan mahmure.com, bu soruları internet kullanıcılarına sordu. Cevaplar arasında en önemli aldatma nedeni olarak eşlerinin kendilerine ilgisiz davranmaları olduğunu ortaya çıkardı. Kadınların aldatma nedenlerinden birinin de, belki de kendi egolorını zirveye çıkarmanın peşinde olup olmadığını da sorgulayan mahmure.com, Kanal D’nin ilgiyle izlenen “Aşk-ı Memnu” dizisindeki Bihter’den örnek veriyor. Etrafında ona pervane olan, üstelik de çok zengin kocası Adnan Bey’i, amcası olmadan bir yerlere gelemeyen Behlül’le aldatan Bihter’in, yakışıklılığının etkili olup olmadığı da araştırılıyor. mahmure.com okuyucularına “kadınlar neden aldatır?” diye sordu. İşte ankete katılan 5 bin 600 kişinin verdiği cevaplar şaşırtıcı.</p>
<p>Kadınlar neden aldatır?</p>
<p>İlgisiz kaldıkları için : 3208 (% 40,05)</p>
<p>Yeniden beğenilme duygusunu yaşamak için: 1588 (% 21,55)</p>
<p>İntikam için: 981 (%14,17)</p>
<p>Heyecan aradıkları için: 570 (%10,34)</p>
<p>Diğer: 189 (3,43</p>
<p>Hürriyet </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.trkiz.com/kadinlar-neden-aldatir.php/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bosandigi Esin Kumasi</title>
		<link>http://www.trkiz.com/bosandigi-esin-kumasi.php</link>
		<comments>http://www.trkiz.com/bosandigi-esin-kumasi.php#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 31 Dec 2008 11:40:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadin Erkek]]></category>
		<category><![CDATA[ezilen kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[kadınca haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.trkiz.com/?p=170</guid>
		<description><![CDATA[Türk kafa yapısı şudur: Cinsellik asla konuşulmaz. Bunun toplumda açık veya kapalı ayırımı da yok. Evlenirken perdenin rengi ne olsun konusu kadar bile cinsellik konuşulmuyor. Bu yüzden kadınların çoğu vajinismus bu ülkede. 40 yıl belki aynı evi paylaşan, aynı yatakta yatan iki insan cidden birbirlerini hiç tanımayabiliyor. Günümüzde muhafazakâr genç kızlarla muhafazakâr olmayan genç kızlar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türk kafa yapısı şudur: Cinsellik asla konuşulmaz. Bunun toplumda açık veya kapalı ayırımı da yok. Evlenirken perdenin rengi ne olsun konusu kadar bile cinsellik konuşulmuyor. Bu yüzden kadınların çoğu vajinismus bu ülkede. 40 yıl belki aynı evi paylaşan, aynı yatakta yatan iki insan cidden birbirlerini hiç tanımayabiliyor.</p>
<p><img class="alignleft" style="float: left;" src="http://tbn0.google.com/images?q=tbn:KJZgIbUh-1AHxM:http://www.gazipasahaber.com/haber/resim/" alt="" width="163" height="164" />Günümüzde muhafazakâr genç kızlarla muhafazakâr olmayan genç kızlar arasında hiçbir fark yok. Kafa hepsinde boş. Hepsi güzellik derdinde.<br />
Benim kızım, ‘Hiç sorun yaşamadık. Babamızı da görüyoruz, annemizle yaşıyoruz,’ deyince hoca inanmamı., ‘Bilinçaltına atıyorsundur,’ demiş!<br />
Erkeğin aldatması, biriktirdiklerinin, affedemediklerinin intikamı.</p>
<p>Dindar bir ailenin kızı. Kendi isteğiyle 13 yaşında kapanmış, kendi isteğiyle 19 yaşında evlenmiş… Zaman geçtikçe eşiyle karakterlerinin uyuşmadığını fark etse de, peş peşe çocuk doğurmayı kendi istemiş. Sevginin karakter uyuşmazlığının üstesinden geleceğini düşünmüş hep. Sekiz yıl Kuran kursu öğretmenliğinden sonra kendi istemiş Açık Öğretim’de İşletme okumayı… Bir yandan duygusal olarak uzaklara giden kocasıyla ilgili dertlenirken, bir yandan da kendi kendine evlilik masalları yazmaya başlamış. Bir gün aldatıldığını öğrendiğinde, yine kendi isteğiyle tek celsede kocasından boşanmış.<br />
Sema Maraşlı bugün 39 yaşında, üç çocuğuyla, yaşamını kitaplarından kazandığıyla sürdürüyor. Yayınevi kurdu, web sitesinde kabul ettiği mektuplarla dertli kadınların yol göstericisi oldu. Onu dört yıldır tanıyorum ve daha çok şey başaracağını düşünüyorum. İlk iki kitabıyla erkekleri kızdıran Sema Maraşlı, Son kitabı Eşimle Tanışmayı Unutmuşuz’la şimdi de kadınları iğneliyor. Beni bu söyleşide derinden etkileyen şu oldu: İslami çevrede cesaretle boşanma kararı alan pek çok kadının, bir süre sonra eski eşine yeniden teslim olması. Üstelik ayrıldığı kocasının kuması olarak geri dönerek…<br />
Sema Maraşlı: “Bu çevrede boşanan bazı kadınlar arkadan gelen hayatı çok güçlü yaşayamıyorlar. Eşlerine geri dönenler oluyor. Kocası yeniden evlendiği halde üstelik. Bu kez kocası onunla dini nikâh kıyıyor. Kocasının kuması oluyor. Resmi nikâhlı eşin de hiçbir şeyden haberi olmuyor. Çevre de bunu acayip karşılamıyor, bu şekilde yaşayan çok,” diyor…</p>
<p>-Önce çocuklara kitaplar yazdınız. Evliliğiniz biterken büyüklere masallar anlattınız. Son kitabınız Eşimle Tanışmayı Unutmuşuz’la da artık İslami çevre kadınlarının kanaat önderisiniz. Size ne danışıyorlar?<br />
-Çocuklarıma korkunç masallar anlatmayayım diye kendi kendime masallar kurguluyordum. Kuranı Kerim’de böyle peygamber kısaları vardır. Evliliğim içinde sorun yaşarken bu kez büyüklere masallar anlatmak istedim. Evliliği hikâyelerle anlatıyorum. İlk zamanlar masallarımı gönderdiğim yayınevleri ‘Sema Maraşlı kim? Ünlü değilsiniz. İsminiz olmazsa satmaz,’ deyip iade ediyorlardı. En son ‘Baskı parasını ödeyeyim,’ dedim, ilk kitabımın masraflarını karşıladım ve kitap ilk yıl 17 bin sattı.</p>
<p>-Peki sonra evlilik üzerine yazmak nereden çıktı?<br />
-Evlilikte sorunlar yaşayınca, insan dolunca, taşmak istiyor. Eşimin Eşi Yok, ilk kitabımdı. Bir kitap daha yazdım. Sonra boşandım kocamdam. Newport Üniversitesi’nin İstanbul’daki Davranış Bilimleri Bölümü’nü bitirdim ve evliliğe başka türlü bakmaya başladım. İnternette bir sitem var, oraya erkeklerden şikâyetler geliyordu ‘Sema Hanım hep erkekleri eleştirmişsiniz, bize biraz haksızlık etmişsiniz, kadınların hiç mi hatası yok,’ diye… Okulda psikoloji okuyunca, bir kitabın daha yazılması gerektiğini o eksikliklerin orada tamamlanması gerektiğini düşündüm. Eşimle Tanışmayı Unutmuşuz böyle oluştu. 40 yıl aynı evi paylaşan, aynı yatakta yatan insanlar cidden birbirlerini hiç tanımayabiliyor. Türkiye’de pek çok erkeğin karısına katlandığını düşünüyorum. Erkekler de çocuklarını kadınlar kadar düşünüyor. Çocuklar olmasa aslında çoktan bitirebilecekleri bir evliliği onların boynu bükük kalmasın diye devam ettirebiliyorlar.</p>
<p>-Siz neden bitirdiniz evliliğinizi?<br />
-Karakterterlerimiz baştan uyuşmadı. Yoluna girer beklentisi içindeydim. Çok duygusalım. Ama şimdi baktığımda, erkek için de duygusal bir kadınla yaşamak zordur diye düşünüyorum. Biz hep kendi açımızdan bakıyoruz.</p>
<p>-Tepenizi attıran nokta ne oldu?<br />
-Tepemi attıran nokta başka bir kadın oldu. Evliliğimin 17. yılında.</p>
<p>-Başka bir kadın olduğunu nereden anladınız?<br />
-Duydum, duyunca kocama sordum. İtiraf etti. Hata olduğunu, bırakacağını söyledi.</p>
<p>-Nasıl duydunuz?<br />
-Çok komik. Küçük bir ilçedeydik, herkes biliyormuş. İstanbul’a taşındık, oradan biri aradı. İki yıl boyunca bir tek ben duymamışım. Eşim biraz mücadele etti. O evde yokken eşyaların yarısını alıp çıktım, evi ayırdım. Eşimle anlaşarak tek celsede boşandık.</p>
<p>-Üç çocuğunuzla yalnız kalmak zor olmadı mı?<br />
-Çocuklarımla her şeyi oturur konuşurum. Bana destek oldular. Birlikte ev aradık, birlikte ev tuttuk. Hiçbirimiz boşanma travması yaşamadık. Önceki gün kızımın öğretmeni sormuş, ‘Anne babası boşanan var mı?’ diye. Hepsi sorunlu boşanma olduğunu söylemişler.</p>
<p>SEMA MARAŞLI</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.trkiz.com/bosandigi-esin-kumasi.php/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kadin patronlar Daha Cok Seviliyor</title>
		<link>http://www.trkiz.com/kadin-patronlar-daha-cok-seviliyor.php</link>
		<comments>http://www.trkiz.com/kadin-patronlar-daha-cok-seviliyor.php#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 14 Dec 2008 04:18:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadin Erkek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.trkiz.com/?p=168</guid>
		<description><![CDATA[Yapılan yeni bir araştırma kadın patronların daha fazla sevildiğini gösterdi. Birer ofis annesi gibi oldukları için, çalışanlar tarafından daha yakın görülüyor. ABDli uzmanların yeni bir çalışması, kadın patronların birer ofis annesi gibi oldukları için, daha çok sevildiğini gösterdi. İşyerindeki dinamiklerin aile içindeki işleyişe benzediği biliniyor.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yapılan yeni bir araştırma kadın patronların daha fazla sevildiğini gösterdi. Birer ofis annesi gibi oldukları için, çalışanlar tarafından daha yakın görülüyor.</p>
<p>ABDli uzmanların yeni bir çalışması, kadın patronların birer ofis annesi gibi oldukları için, daha çok sevildiğini gösterdi. İşyerindeki dinamiklerin aile içindeki işleyişe benzediği biliniyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.trkiz.com/kadin-patronlar-daha-cok-seviliyor.php/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>istenilen cinsiyette bebek sahibi olunabilirmi</title>
		<link>http://www.trkiz.com/istenilen-cinsiyette-bebek-sahibi-olunabilirmi.php</link>
		<comments>http://www.trkiz.com/istenilen-cinsiyette-bebek-sahibi-olunabilirmi.php#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 14 Dec 2008 03:49:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aile Evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[Kadin Erkek]]></category>
		<category><![CDATA[Kiz]]></category>
		<category><![CDATA[Kizlar]]></category>
		<category><![CDATA[gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[gebelikte]]></category>
		<category><![CDATA[istenilen cinsiyet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.trkiz.com/?p=140</guid>
		<description><![CDATA[Ülkemiz de dahil olmak üzere tüm dünyada insanların bu konudaki istekleri doğrultusunda yapılmış pek çok çalışmalara rağmen elimizde halen kesin sonuçlar bulunmamaktadır. Bu tür uygulamalardan en popüler olanı “Ericsson metodu” olarak bilinir ki başarı oranı % 75 civarında olduğu iddia edilmektedir. ABD de yaklaşık 50 merkezde uygulanan bu metottaki prensibe göre; kadın yumurtası her zaman [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ülkemiz de dahil olmak üzere tüm dünyada insanların bu konudaki istekleri doğrultusunda yapılmış pek çok çalışmalara rağmen elimizde halen kesin sonuçlar bulunmamaktadır.</p>
<p>Bu tür uygulamalardan en popüler olanı “Ericsson metodu” olarak bilinir ki başarı oranı % 75 civarında olduğu iddia edilmektedir.</p>
<p>ABD de yaklaşık 50 merkezde uygulanan bu metottaki prensibe göre; kadın yumurtası her zaman için X kromozomuna sahip olduğu halde erkek spermleri X veya Y kromozomu taşıyabilirler. Yumurta eğer X kromozomlu bir spermle döllenirse cinsiyet dişi (XX), Y kromozomlu bir spermle döllenirse erkek (XY) olacaktır. Bu nedenledir ki cinsiyet belirlenmesinde kadın yumurtasının fonksiyonu yoktur.</p>
<p>Yapı olarak farklı kromozomları taşıyan spermlerin özel “filtrasyon teknikleri” kullanılarak birbirlerinden ayrıştırılması sonrasında, yumurtlama döneminde direkt olarak anne adayı rahmine aşılanması esasına dayanır.</p>
<p>Henüz bu tür işlemler ülkemizde yasal olmadığından ötürü uygulanamamaktadır.</p>
<p>Döllenmenin gerçekleştiği anda belli olan cinsiyet ancak 11. gebelik haftasında penis gelişimi ile görülür hale gelmesine rağmen ultrasonda ancak 14-16. gebelik haftalarından itibaren belirginleşir.</p>
<p>Bebeğin cinsiyetini belirlemek için yapılan tedaviler, belli günlerde ilişkilerin olması, belli gıdalarla beslenme gibi uygulamaların hiçbir tıbbi ve bilimsel yönleri yoktur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.trkiz.com/istenilen-cinsiyette-bebek-sahibi-olunabilirmi.php/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>iliski Cesitleri</title>
		<link>http://www.trkiz.com/iliski-cesitleri.php</link>
		<comments>http://www.trkiz.com/iliski-cesitleri.php#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 03 Aug 2008 11:22:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[ask]]></category>
		<category><![CDATA[Kadin Erkek]]></category>
		<category><![CDATA[Kiz]]></category>
		<category><![CDATA[Kizlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.trkiz.com/?p=113</guid>
		<description><![CDATA[Her birey birbirinden apayrı özellikler sergilemesine rağmen, psikologlar aslında ikili ilişki yaşayanların bilinçaltlarında çoğu zaman ortak türlere rastlandığına dikkat çekmektedirler Peki, siz bunlardan herhangi birini tanıyor musun? Yetişkin ve Çocuk Bu türdeki bir çift önemli noktaları güven ve doğrulukla paylaşır. Bir taraf bu önemli noktaların üstesinden çocuksu bir davranışla gelir. Bunların partneri yetişkin rolünü üstlenir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: x-small;">Her birey birbirinden apayrı özellikler sergilemesine rağmen, psikologlar aslında ikili ilişki yaşayanların bilinçaltlarında çoğu zaman ortak türlere rastlandığına dikkat çekmektedirler Peki, siz bunlardan herhangi birini tanıyor musun?</p>
<p>Yetişkin ve Çocuk</p>
<p>Bu türdeki bir çift önemli noktaları güven ve doğrulukla paylaşır. Bir taraf bu önemli noktaların üstesinden çocuksu bir davranışla gelir. Bunların partneri yetişkin rolünü üstlenir ve bunu yerine getirirken üstlendikleri rol gereği güven vermek adına kendi kişisel ihtiyaçlarını reddederler.</p>
<p>Efendi ve Köle</p>
<p>Bu türdeki bir çift otorite ve kontrol ile ilgili bir problem yaşar. Eğer bir partner kendini ikinci plana atılmış hissederse, kendine olan güvenini yitirir bu nedenle buyurgan olurlar ve ev halkının her birine emir verirler.</p>
<p>Kaçan ve Kovalayan</p>
<p>Her iki partner de yakın olmaktan korkarlar fakat birbirlerini mükemmel olarak görürler. Bir taraf diğerini kovalayıp rahat bırakmazken diğeri daha fazla ilgi görmek adına kaçar. Aslında kovalama sürekli yön değiştirir.</p>
<p>İdol ve Hayran</p>
<p>Bir partner diğerini heykel olarak görmekte ısrar ederken bu çoğunlukla bir yarışmanın önemli bir noktasını işaret eder. Herhangi bir mukayeseden kaçınmak adına, her iki partner de bilinçaltında bu oyunu oynamak konusunda hemfikirdir.</p>
<p>Tahta Bebekler</p>
<p>Bu tür bir çifti etrafınızda görebilirsiniz. Benzer gibi görünürler ve çoğunlukla uyumlu kazaklar giyerler. İlgi alanları aynıdır, bir diğer önemli nokta da aynı şeylerden hoşlanmamalarıdır.</p>
<p>Kedi ve Köpek</p>
<p>Görünüşte bu partnerlerin tanışmamalarının daha iyi olacağı düşünülür. Herhangi bir şey yüzünden gereksiz yere tartışırlar. Her ikisi de bir savaş bölgesinde birbirlerine yakın şekilde yaşamaktan kaçınırlar. Bu türlerin tümünde ilişkinize ait parçalara rastlarsınız. İlişkilerimiz ilerledikçe bir türde davranış göstermemiz mümkün değildir. Örneğin, bir hastalık ve hassaslık anında bir yetişkin ve bir çocuk rolünü üstlenirsiniz</p>
<p></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.trkiz.com/iliski-cesitleri.php/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Modada Siklik</title>
		<link>http://www.trkiz.com/modada-siklik.php</link>
		<comments>http://www.trkiz.com/modada-siklik.php#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 03 Aug 2008 11:16:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadin Erkek]]></category>
		<category><![CDATA[Kiz]]></category>
		<category><![CDATA[Kizlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.trkiz.com/?p=111</guid>
		<description><![CDATA[Modacılar her yıl favori olan kıyafetleri, ayakkabıları ve aksesuarları belirlese de şu gerçeği unutmamalısınız; her kadın kendisinin modacısıdır. Ancak kendi tarzınızı yaratırken de modanın hiçbir zaman değişmeyen kurallarına dikkat etmekte fayda var. RENK VE DURUŞ Tek renklilik, kurtarıcınız olabilir. Tepeden tırnağa aynı renkte giysiler giyerseniz, uzun, bölünmemiş bir çizgi illüzyonu yaratmış olursunuz. Bu da sizi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: x-small;">Modacılar her yıl favori olan kıyafetleri, ayakkabıları ve aksesuarları belirlese de şu gerçeği unutmamalısınız; her kadın kendisinin modacısıdır. Ancak kendi tarzınızı yaratırken de modanın hiçbir zaman değişmeyen kurallarına dikkat etmekte fayda var.</p>
<p>RENK VE DURUŞ</p>
<p>Tek renklilik, kurtarıcınız olabilir. Tepeden tırnağa aynı renkte giysiler giyerseniz, uzun, bölünmemiş bir çizgi illüzyonu yaratmış olursunuz. Bu da sizi daha ince gösterir ve kusurların daha az göze çarpmasını sağlar. Siyah, devetüyü, krem, koyu kahve gibi nötr tonları kullanmayı tercih edin.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>BEDENİNİZE UYMALI</p>
<p>Vücudunuza çok büyük (uzun, bol tişört ya da elbiseler gibi), ya da çok küçük (kısacık, üzerinize yapışan tişörtler gibi) gelen giysiler, sizi olduğunuzdan daha kilolu gösterir. Bu nedenle kendi bedeninizde uygun giysiler satın alın. Böylece vücut hatlarınız daha ölçülü biçimde ortaya çıkar.</p>
<p>YAPIŞKAN DEĞİL, AKIŞKAN</p>
<p>Giydiğiniz kumaşlar ikinci bir deri gibi üzerinize yapışmamalı, yapışmadan sarmalı. Jean gibi sert kumaşlar çıkıntıları toplayıp saklarken, poplin ve keten gibi daha az sert kumaşlarda fazlalıklar pörtleyebilir. Çok ince kumaşlarsa en tehlikelisidir. Hem iç gösterebilir, hem de vücuttaki çıkıntıları iyice ortaya serer. Böylece Güzel olayım derken daha da kötü bir hal alabilirsiniz. Bu nedenle kıvrımlı bir şekilde inen, yapışmayan ama akışkan duran kumaşları tercih edin.</p>
<p>PANTOLON ALIRKEN</p>
<p>Kıyafetler arasında pantolonlar önemli bir yer tutar. Bu nedenle pantolon seçimi de önemlidir. Pantolonda en iyi görüntüyü elde etmek için büzgüsüz ve pilesiz pantolonları tercih edin. Çünkü bunlar sizi daha göbekli gösterir. Ayrıca göbek deliğinizin yaklaşık 2.5 santim aşağısında biten, az düşük belli ve paçaları hafif geniş pantalonları da giyebilirsiniz. Pantolon paçalarının hafif geniş olması kalça genişliğini dengeler.</p>
<p>ETEK KİLOYU ÖRTER</p>
<p>Etek alırken kilonuza çok dikkat etmeniz gerekir. Özellikle etekler büyük popolarla tombik göbekleri gayet şık bir biçimde kamufle eder. Eteklerde diz hizası uzunluğunu tercih edin. Çünkü diz hizasındaki etekler bacaklarınızın en iyi şekilde görünmesini garantiler. Kısa boylular ise uzun etek giymemeli.</p>
<p></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.trkiz.com/modada-siklik.php/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Guzellik Ugruna Yapilan Yanlislar</title>
		<link>http://www.trkiz.com/guzellik-ugruna-yapilan-yanlislar.php</link>
		<comments>http://www.trkiz.com/guzellik-ugruna-yapilan-yanlislar.php#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 03 Aug 2008 11:10:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadin Erkek]]></category>
		<category><![CDATA[Kiz]]></category>
		<category><![CDATA[Kizlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.trkiz.com/?p=109</guid>
		<description><![CDATA[Kusursuz ve bakımlı el ve ayaklar, kadın zarafetinin göstergesidir. Peki ya el ve ayakların güzelliği sağlıktan önemli mi? Uzmanlar, el ve ayak hijyenine dikkat edilerek dolaşım bozukluğu, mantar ve eklem hastalıkları gibi birçok hastalığın oluşumunu engellemenin mümkün olduğunu bildirdi. Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Ortopedi Ana Bilim Dalı ndan Ortopedist Dr. Cemal Kazımoğlu, IHA muhabirine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: x-small;">Kusursuz ve bakımlı el ve ayaklar, kadın zarafetinin göstergesidir. Peki ya el ve ayakların güzelliği sağlıktan önemli mi? Uzmanlar, el ve ayak hijyenine dikkat edilerek dolaşım bozukluğu, mantar ve eklem hastalıkları gibi birçok hastalığın oluşumunu engellemenin mümkün olduğunu bildirdi.</p>
<p>Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Ortopedi Ana Bilim Dalı ndan Ortopedist Dr. Cemal Kazımoğlu, IHA muhabirine yaptığı açıklamada, el ve ayakların insanların dış ortamla sürekli ilişki kurmasını sağlayan vücudun çok önemli parçaları olduğunu vurgulayarak, Tüm vücut kemiklerimizin sağlıklı olması için her şeyden önce kemik metabolizması için gerekli beslenme şekline özen gösterilmeli ve el-ayak hijyenine dikkat edilmelidir. dedi.</p>
<p>Vücudun tüm yükünü taşıyan ayaklara özel bakım uygulamak gerektiğine dikkat çeken Kazımoğlu, bunun özellikle şeker hastaları için hayati öneme sahip olduğunu belirtti. Ayakkabı seçerken ayak anatomisini zorlamayacak rahat ayakkabılar tercih edilmesi gerektiğini ifade eden Ortopedist Dr. Kazımoğlu, Ayak hijyenine yine çok dikkat edilmelidir. Tırnak kesimi düzgün yapılmalıdır. Ayak cildi, mantar ve diğer birçok deri hastalıklarına yatkın cilttir. Temiz tutulması çok önemlidir. Ayağı terleten çorap ve ayakkabıları kullanmaktan kaçınarak mantarı engelleyebiliriz. Dolaşımı rahatlatmak için ara sıra bacak elevasyonu yani bacaklarımızı yukarı kaldırarak yapacağımız egzersizler de faydalıdır. diye konuştu.</p>
<p>Manikür ve pediküre dikkat</p>
<p>Kazımoğlu, uygunsuz ortamlarda yapılan manikür ve pedikürden doğabilecek rahatsızlıklara karşı da şu uyanlarda bulundu:</p>
<p>Uygunsuz ortamlarda yapılan manikür ve pedikürden sonra, en sık olarak tırnak yatağı enfeksiyonu görülür. Yeterli sterilizasyonun sağlanmadığı aletlerin kullanımı, enfeksiyon için zemin hazırlar. Yanlış tırnak kesimine bağlı olarak tırnak batması da gelişebilir. Kısacası, güzelleşmek uğruna sağlığımızdan olmamak için dikkat edilmeli.</p>
<p> </p>
<p>Ayak sağlığı için her şeyden önce sıkı olmayan, rahat ve alçak topuklu ayakkabıların tercih edilmesini isteyen Dr. Kazımoğlu, Ayakkabının tabanı yumuşak olmalı. Ayak numarasına uygun ayakkabı giyilmeli. Kemik şeklini, çok dar ya da çok geniş ayakkabıların bozacağı unutulmamalı. Ayağı terletebilen spor ayakkabılar çok uzun süre kullanılmamalı. Hijyen açısından da başkalarının ayakkabıları kesinlikle giyilmemeli. dedi.</p>
<p>Ort. Dr. Cemal Kazımoğlu, yüksek topuklu ayakkabıların, ayağa binen yük dağılımını değiştirdiğini kaydederek, Değişen yük dağılımı, ayağın özellikle birinci parmağında yani başparmağında olmak üzere belli yerlerinde aşırı zorlamalara ve deformiterlerin oluşmasına sebep olur. Bunun sonucunda ise ameliyat gerektiren çeşitli rahatsızlıklar ortaya çıkabilir. diye konuştu.</p>
<p>Ort. Dr. Cemal Kazımoğlu, yaşlanmayla birlikte el ve ayaklarda karşılaşılan problemlerle ilgili olarak da şunları söyledi:</p>
<p> </p>
<p>Yaşlanma ile beraber ei ve ayaklarda karşılaşılan en sık problem, halk arasında kireçlenme olarak bilinen eklem dejenerasyonudur. Kemik kalitesinin azalmasına bağlı ortaya çıkan bir çok deformite, yaşlılarda sık karşılaşılan durumlardır. Bunların temelinde ise vücudun genel sağlığı ile ilgili farklı problemler yatmaktadır. Yine de özenli bakım ve doğru ayakkabı seçimi ile bu tür dejenerasyonların bir kısmı önlenebilir</p>
<p></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.trkiz.com/guzellik-ugruna-yapilan-yanlislar.php/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Romantizm Yontemleri</title>
		<link>http://www.trkiz.com/romantizm-yontemleri.php</link>
		<comments>http://www.trkiz.com/romantizm-yontemleri.php#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 03 Aug 2008 11:07:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Erkekler]]></category>
		<category><![CDATA[Kadin Erkek]]></category>
		<category><![CDATA[Kiz]]></category>
		<category><![CDATA[Kizlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.trkiz.com/?p=107</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Seni seviyorum&#8221; deyin. Birbirinize sevgiyle sarılın. Evrak çantasına ya da TV ekranına bir aşk notu bırakın. Her zaman dinlediği radyodan, ikinizin ortak aşk şarkısını istekte bulunun. Yatağına çiçek yapraklarını serpin. Bir yazı ya da mail gönderin ya da telefonuna haylaz mesajlar çekin. Aynaya rujunuzla ya da karşınızdaki duvara karanlıkta fosforlu görünen bir kalemle &#8220;Seni seviyorum&#8221; [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: x-small;">&#8220;Seni seviyorum&#8221; deyin.</p>
<p>Birbirinize sevgiyle sarılın.</p>
<p>Evrak çantasına ya da TV ekranına bir aşk notu bırakın.</p>
<p>Her zaman dinlediği radyodan, ikinizin ortak aşk şarkısını istekte bulunun.</p>
<p>Yatağına çiçek yapraklarını serpin.</p>
<p>Bir yazı ya da mail gönderin ya da telefonuna haylaz mesajlar çekin.</p>
<p>Aynaya rujunuzla ya da karşınızdaki duvara karanlıkta fosforlu görünen bir kalemle &#8220;Seni seviyorum&#8221; yazın.</p>
<p>Evin dört bir yanını kokulu mumlarla süsleyerek sadece mum ışığında, romantik müzikler ve şarap eşliğinde bir gece geçirin.</p>
<p>Yıldızları izleyin. Bahçede uzanın ve adlarını biliyorsanız takımyıldızlarını görmeye çalışın.</p>
<p>Yatakta kahvaltıyı yapın ya da yemek yiyin. Afrodizyak bir yemek hazırlayarak tüm bunları daha da özel kılabilirsiniz</p>
<p>Bahçede piknik yapın.</p>
<p>Bir bot kiralayın.</p>
<p>Kanoya binmek, romantik bir nehirde kürek çekmek ya da motor bot üzerinde sakin bir gezinti seçeneklerinden birini tercih edebilirsiniz.</p>
<p>Yorganlarınızı alın, iki fincan sıcak çikolata yapın ve kanepeye ya da ateşin önüne sokulun</p>
<p></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.trkiz.com/romantizm-yontemleri.php/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gelin Olmak</title>
		<link>http://www.trkiz.com/gelin-olmak.php</link>
		<comments>http://www.trkiz.com/gelin-olmak.php#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 03 Aug 2008 11:02:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadin Erkek]]></category>
		<category><![CDATA[Kiz]]></category>
		<category><![CDATA[Kizlar]]></category>
		<category><![CDATA[gelin]]></category>
		<category><![CDATA[gelinler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.trkiz.com/?p=105</guid>
		<description><![CDATA[Hayatınızın en özel kıyafetinin nasıl olmasını isterdiniz? Vücut yapınız hangi modellere uygun? Hangi modelleri tercih etmelisiniz? İşte evlilik hazırlığındaki gelin adaylarına mini gelinlik rehberi&#8230; Hayatınızın en güzel gününü planlıyorsunuz&#8230; Sevdiğiniz, gönül verdiğiniz insanla artık hayatınızı birleştirip, ortak bir yaşantı kurmak için adım atma hazırlıkları içindesiniz. Elbette o özel günde en güzel, en görkemli, en kusursuz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: x-small;">Hayatınızın en özel kıyafetinin nasıl olmasını isterdiniz? Vücut yapınız hangi modellere uygun? Hangi modelleri tercih etmelisiniz? İşte evlilik hazırlığındaki gelin adaylarına mini gelinlik rehberi&#8230;</p>
<p>Hayatınızın en güzel gününü planlıyorsunuz&#8230; Sevdiğiniz, gönül verdiğiniz insanla artık hayatınızı birleştirip, ortak bir yaşantı kurmak için adım atma hazırlıkları içindesiniz. Elbette o özel günde en güzel, en görkemli, en kusursuz olmayı istiyorsunuz. Ama hala kafanızda tasarladığınız gelinlik modelini bulabilmiş değilsiniz. Oysa öyle çok model, seçenek var ki! Yeter ki bedeninize uygun ve rahat edebileceğiniz bir gelinlik seçmesini bilin. İşte size ipuçları&#8230;</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>Kemikli bir yapıya sahipseniz kabarık gelinlikler ilk tercihleriniz arasında olabilir. Eğer köprücük kemiğiniz göze çarpıyorsa, ince askılardan sakının.</p>
<p>Narin bir yapıya sahipseniz, sizi boğacak hacimli gelinliklerden uzak durun, vücudunuzu daha saran gelinlikleri tercih edin.</p>
<p>Kilolu iseniz şeritsiz kabarık gelinlikler alt kısımlardaki kilolarınızı saklayacaktır. Üst bedeninizi ise boyunlu modellerle dengeleyebilirsiniz.</p>
<p>Geniş bir bedene sahipseniz, dar korseli gelinliklerden kesinlikle uzak durun. Omuzları kapalı modeller sizi olduğunuzdan geniş gösterebilir.</p>
<p>Göğüslerinizin büyük olduğunu düşünüyorsanız, üst bedende çok aşırıya kaçmamak kaydıyla dar ve yukarı doğru kesime sahip modelleri tercih edebilirsiniz. İnsanların yüzünüze bakmasını istiyorsanız, açık ve fazla dar gelinliklerden kaçının.</p>
<p>Uzun boylu iseniz sizin için her gelinlik modeli uygun olabilir. Ancak uzun kollu modelleri tercih etmeyin. Yukarı kesime sahip gelinlikler sizi olduğunuzdan uzun gösterebilir.</p>
<p>Düşük belli iseniz, omuzlardan dikey olarak inen ve çok geniş eteği olan modeller sizin için ideal. Dar kesimli modellerden kesinlikle uzak durun.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>PROVALARA DİKKAT</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>Model tercihinizi yaptıktan sonra kullanacağınız iç çamaşırı, ayakkabı ve aksesuarlarınızı hemen hazırlayın.</p>
<p>Sutyen ve ayakkabılarınızdaki küçük bir değişiklik, gelinliğinizde potluklara neden olabilir.</p>
<p>Gelinliğin ilk provasını düğün gününüzden 6 hafta önce yapın ve stiline, renklerine ve bedeninizdeki duruşuna dikkat edin. İçinize sinmeyen bir modeli kesinlikle diktirmeyin.</p>
<p></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.trkiz.com/gelin-olmak.php/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Guzellik ve Ruh Hali</title>
		<link>http://www.trkiz.com/guzellik-ve-ruh-hali.php</link>
		<comments>http://www.trkiz.com/guzellik-ve-ruh-hali.php#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 03 Aug 2008 11:00:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadin Erkek]]></category>
		<category><![CDATA[Kiz]]></category>
		<category><![CDATA[Kizlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.trkiz.com/?p=103</guid>
		<description><![CDATA[Karanlık düşünceler ve kötü bir ruh hali hem fiziksel hem de duygusal olarak sizi etkiler. Korkmayın; neşeli ve pozitif olmak o kadar da zor değil. Her zaman çok anlaşılır olmasa da zihin ve beden arasında güçlü bir bağ var. Amerika da yapılan araştırmalara göre stres altındaki kadınların kolesterolü diğerlerine göre daha yüksek. Neşeli olduğumuz zamanlardaysa [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: x-small;">Karanlık düşünceler ve kötü bir ruh hali hem fiziksel hem de duygusal olarak sizi etkiler. Korkmayın; neşeli ve pozitif olmak o kadar da zor değil.</p>
<p>Her zaman çok anlaşılır olmasa da zihin ve beden arasında güçlü bir bağ var. Amerika da yapılan araştırmalara göre stres altındaki kadınların kolesterolü diğerlerine göre daha yüksek. Neşeli olduğumuz zamanlardaysa bedenimiz de buna aynı şekilde tepki veriyor. Ayrıca endişe anlarında kalbimiz sıkışıyor, midemize kramplar giriyor ve kaslarımız geriliyor. İngiliz refleksoloji derneği üyesi Simon Duncan, &#8220;Hastalıklarımızın yüzde 75 i stresle bağlantılıdır ve/veya onun tarafından tetiklenir. Kızgınlık gibi negatif duygularımızı organizmamızı bozacak şekilde vücudumuzun çeşitli noktalarında yoğunlaştırma eğilimindeyizdir&#8221; diye uyarıyor. Neyse ki duyguları kontrol etmek ve negatif hisleri pozitif düşüncelere dönüştürmek elimizde. Yalnızca bizi neyin sakinleştireceğini bilmemiz ve içimizi kaplayan gri bulutların yerine pırıl pırıl güneş ışığını almamız yeterli. Çok da zor sayılmaz değil mi?</p>
<p>Sorun: Panik</p>
<p>Çözüm: Performans</p>
<p>İşteki bir sunum sırasında terden sırılsıklam oluyorsunuz. Ya da bir davete geldiğinizde hiç kimseyi tanımadığınızı fark ediyorsunuz. Altı aydır tüm duygularınızı altüst etmiş olan erkek arkadaşınız ilişkinizi bitirmek istiyor. Hangisi daha kötü? Bu tip durumlarda kendi kapasitenizin farkında olsanız da sinir hücrelerinize söz geçiremiyorsunuz.</p>
<p>Vücudun tepkisi: Kaygı, bedeni korumacı bir duruma sokar, beyin ise kortizol ve adrenalin gibi stres hormonları salgılamaya başlar. Kortizol salgılanmasındaki artış kan basıncını yükseltir, baş ve kas ağrılarına sebep olur. Organizma ise midedeki yağı tutar ve bu da kalp sorunlarına yol açabilir.</p>
<p>İlacı: İyi haber; stres hormonlarından faydalanabiliyor olmamız. &#8220;Adrenalin, konsantrasyonu artırır ve paniğe dönüşmeyen kaygı bir konuşma sırasında başarılı olmanızı sağlar&#8221; diyor ruh sağlığı üzerine kitap yazmış olan Alison Waines. Şu rahatlama tekniğini deneyebilirsiniz: Kaygılanmaya başladığınız sırada baş parmağınızla el ayanıza masaj yapın ve derin nefes alın. &#8220;Bu egzersiz korku ve kaygıya neden olan ana sinir ağı üzerinde etkilidir&#8221; diye açıklıyor Duncan. Bu egzersizi birkaç dakika uygulamak enerjiyi yönlendirir ve stresi azaltır. Adrenalin sayesinde duyularımız hassaslaşır ve daha sosyal hale geliriz. &#8220;Adrenalin yükseldiğinde kendimizi enerjik ve güçlü hissederiz. Bu, neşe ve sevinç hormonudur&#8221; diye ekliyor Waines.</p>
<p>Sorun: Kıskançlık</p>
<p>Çözüm: Motivasyon</p>
<p>En yakın arkadaşınız terfi etti ve bir ay içinde, gülümsemesiyle her kadının kalbini metrelerce uzaktan çalabilecek o adamla evleniyor. Şehrin merkezindeki o rüya gibi evde çok az bir kira karşılığında oturuyor ve 36 beden bir eteğe hiç zorlanmadan giriveriyor. Bu kadın resmen hayallerinizi çalıyor!</p>
<p>Vücudun tepkisi: Bu tip durumlar derin hislerimizi ve kişisel isteklerimizi etkilemenin yanı sıra doktorlara göre midemize ve sindirim sistemimize de ciddi hasarlar veriyor. Cosmo ya göreyse tıpkı üzerine kötü hislerimizi astığımız çamaşır ipleri gibi düşünebileceğimiz kırışıklıklarımızı derinleştiriyor.</p>
<p>İlacı: &#8220;Kıskançlığın olumlu yanı, istediğimizi elde edebilmek için bize cesaret vermesidir. Kıskaçlığın yerini motivasyona bırakması için bizi neyin sinirlendirdiğini bulmamız yeterli. Ardından da arzuladığımız şeye nasıl ulaşacağımıza dair yollar aramalıyız&#8221; diyor Waines. Neden Merve nin işi sizinkinden daha iyi? Çünkü siz fotokopi makinesinden habersizken o CV sini düzenliyordu ve iki ay boyunca karşısına çıkan tüm iş ilanlarıyla ilgilendi. Elbette bu, neden sizin değil de bir arkadaşınızın muhteşem bir erkekle beraber olduğunu açıklamıyor. Ama belki de siz bir türlü vazgeçemediğiniz televizyon dizilerini seyrederken o dışarıda yeni insanlarla tanışıyordu.</p>
<p>Sorun: Kızgınlık</p>
<p>Çözüm: Harekete Geçmek</p>
<p>Ayağınızı vuran ayakkabınıza kızdığınızda bile ağzınızdan bir sürü kötü laf dökülüveriyor. Elbette bu, can sıkıcı bir durum ama en ufak olayda bile dişleriniz gıcırdamaya başlıyorsa dikkat!</p>
<p>Vücudun tepkisi: Yapılan araştırmalar gösteriyor ki çok hassas kişilerin kalp krizine yakalanma oranı, sakin olanlara göre yüzde 2,7 daha fazla. Her olaydan kolayca etkilenen bir yapıya sahip olanlar, en ufak olayda bile boğazlarına bir şey tıkanmış gibi hissetmeye başlar. Bunun sonucunda da harap olmuş sinirlerle, her an kavga etmeye hazır hale gelirler.</p>
<p>İlacı: &#8220;Sinir, canımızı sıkan ve değişmesini istediğimiz konular hakkında bizi uyarır. Burada önemli olan kendinize daha fazla sorun çıkarmadan kızgınlığınızla başa çıkabilmeniz&#8221; diye açıklıyor sinir tedavi uzmanı Mike Fisher. Ayrıca ani tepkiler vermek, sonrasında pişman olacağınız sözler sarf etmenize veya hareketlerde bulunmanıza neden olabilir. Bunu önlemek için tepkinizi ortaya koymadan önce kendinize biraz zaman tanıyıp sakinleşmeniz daha faydalı olacaktır. Eğer rahatsızlığınız devam ediyorsa mantıklı bir tepkiyle bunu dile getirmeniz daha doğru olur. İş yerinde üstünüz olan kişiye bağırarak tepki vermek yerine ondan bir randevu isteyin ve sizi kızdıran konuyu sakince tartışın.</p>
<p>Sorun: Dengesizlik</p>
<p>Çözüm: Yaratıcılık</p>
<p>Kahkahalarla gülerken aniden gözyaşları içinde mi kalıyorsunuz? İyimser ve kötümser hava birbirini kovalıyor ya da yemeğin ortasında canınız tatlı mı çekiyor? Sürekli dengesiz davranışlarda bulunuyor olmak sizi yoruyor mu? İnanın bu durum en az sizin kadar kendini tetikte hisseden erkek arkadaşınızın da canını sıkıyor.</p>
<p>Vücudun tepkisi: Herkes zaman zaman dengesizlikler yaşar. Ancak bu ruh haliniz yataktan çıkmanızı engelliyor ya da kulüplerde sabahlara kadar içki içmenizi beraberinde getiriyorsa yaşam kalitenizi etkiliyor demektir.</p>
<p>İlacı: İç kapanıklıklarını sanata döken pek çok isim gibi siz de ruh halinizdeki gelgitleri yaratıcılığa kanalize edebilirsiniz. Klasikler arasına girecek bir kitap yazamasanız bile içinizde yaşadığınız dengesizlikleri sağlığınızı etkilemeyecek şekilde kullanabilirsiniz. Waines, her duygunuza uygun bir renk vermekle işe başlamanızı öneriyor: &#8220;Örneğin, sarı heyecanı, pembe sakinliği, maviyse modunuzun düşük olduğu anları ifade edebilir. Ardından bu üç renge uygun bir aktivite listesi hazırlayın.&#8221; Yeni bir spora başlamak, morali bozuk olan arkadaşınıza destek olmak; ancak enerjinizin yüksek olduğu zamanlarda yapabilecekleriniz. Bir sergi gezmek ya da arkadaşlarınızla bir öğle yemeği yemekse nispeten az enerjiye ihtiyaç duyacağınız anlarda yapabileceğiniz aktiviteler. Moralinizin bozuk olduğunu hissettiğiniz zamanlardaysa bir komedi filmi izlemeyi ya da yogaya başlamayı tercih edebilirsiniz. İşte bu kadar basit.</p>
<p>Sorun: Suçluluk Duygusu</p>
<p>Çözüm: İletişim Kurmak</p>
<p>İstediklerimiz yerine yapmak zorunda olduklarımızı yerine getirme eğilimindeyizdir. Neden mi? Elbette bencil olmamaya ve mümkün olduğunca iyi bir birey olmaya çalıştığımız için! Bu yüzden evinizde rahat edemeyen annenizden ya da yanlışlıkla çarptığınız lambadan bile özür diler durursunuz. Ya da arkadaşınız sizin organize ettiğiniz bir akşam yemeğinde ağlamaya başlarsa kendinizi bundan sorumlu hissedersiniz.</p>
<p>Vücudun tepkisi: Amerika da yapılan araştırmalar, mükemmeliyet arayışıyla kronik baş ve mide ağrıları arasındaki direkt ilişkiyi ortaya koyuyor. Buna bağlı olarak suçluluk duygusuyla kendini yiyip bitiren kimselerin bulimiya türü hastalıklara yakalanma riskleri daha fazla oluyor.</p>
<p>İlacı: Waines, suçluluk duygusunun insanlardan ve dış dünyadan uzaklaşmaya yol açabileceği konusunda uyarıyor. Örneğin bir arkadaşınızı üzmüş olmanız sonucunda ortaya çıkan suçluluk duygusu, defansif bir tavırla o kişiyle bir daha görüşmemeye varabiliyor. Bu durumda objektif gerçeklerden çok duygularımızla hareket etmiş oluyoruz. Bir daha kendinizi güçsüz hissettiğinizde yaptığınız hatayı düşünüp durmak yerine davranışınızın sebep olduğu durumu gözden geçirin. Eğer bir arkadaşınızı incittiğinizi düşünüyorsanız ona ne hissettiğini sorun. Eğer durum düşündüğünüz gibiyse çözüm basit: Özür dilemek ve ilişkinize kaldığı yerden devam etmek. Bu süreçte de daha az hassas olup durumun farkında olan tek kişinin siz olduğunuz fikrinden kurtulmalısınız.</p>
<p></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.trkiz.com/guzellik-ve-ruh-hali.php/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

