<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Trkiz.Com Kiz Kizlar Kizlarla Chat Sohbet Muhabbet Mirc SesliChat SesliSohbet &#187; Saglik</title>
	<atom:link href="http://www.trkiz.com/kiz/saglik/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.trkiz.com</link>
	<description>Kiz Bayan bayanlar hanimlar Sohbet chat mirc muhabbet Hakkinda Hersey Sesli</description>
	<lastBuildDate>Sun, 08 Jan 2012 11:45:07 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.1</generator>
		<item>
		<title>Meme Kanseri Neden Artiyor</title>
		<link>http://www.trkiz.com/meme-kanseri-neden-artiyor.php</link>
		<comments>http://www.trkiz.com/meme-kanseri-neden-artiyor.php#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 08 Jan 2012 11:45:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Saglik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.trkiz.com/?p=603</guid>
		<description><![CDATA[Son günlerde ünlüleri de teker teker pençesine alan meme kanserine ülkemizde gittikçe daha çok rastlanıyor. Çağın vebası kanser, bir süredir sanat dünyasının da başına musallat oldu. Önce Yönetmen Tomris Giritlioğlu ve senarist Meral Okay, ardından Yönetmen Onur Ünlü ve Oyuncu Vahide Gördüm’ün kanserden muzdarip olduğunu öğrendik. Nilüfer’in meme kanserine yakalandığı haberi ise tüm bunların üzerine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Son günlerde ünlüleri de teker teker pençesine alan meme kanserine ülkemizde gittikçe daha çok rastlanıyor.</strong></p>
<p>Çağın vebası kanser, bir süredir sanat dünyasının da başına musallat oldu. Önce Yönetmen Tomris Giritlioğlu ve senarist Meral Okay, ardından Yönetmen Onur Ünlü ve Oyuncu Vahide Gördüm’ün kanserden muzdarip olduğunu öğrendik. Nilüfer’in meme kanserine yakalandığı haberi ise tüm bunların üzerine tuz biber ekti. İngiltere merkezli Dünya Kanser Araştırmaları Fonu’nun rakamlarına göre son 10 yılda kanser vakalarında yüzde 20 artış olmuş. Özellikle de meme kanserindeki hızlı artış dikkat çekiyor. Araştırmalar her sekiz kadından birinin meme kanserine yakalandığını gösteriyor. Erken teşhis ise, meme kanseriyle savaşta yüzde 95 etkili.</p>
<p>Çaresiz Değilsiniz</p>
<p>Meme kanseri kadınlarda, erkeklere oranla 100 kat daha fazla görülüyor. Ama bu kanser türü çaresiz bir hastalık değil. Hatta erken teşhisle kolayca ortadan kaldırılabiliyor. Erken teşhis kanserin her türünde olduğu gibi meme kanserinde de hayat kurtarıcı rol oynuyor. Bu konuda en bilinen örnekler ise gazeteci Nevval Sevindi, Oyuncu Serra Yılmaz ve Oya Başar.<br />
<span id="more-603"></span><br />
Şekerli Gıdalardan Uzak Durmalısınız</p>
<p>İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Pınar Saip, meme kanserine Türkiye’de çok rastlanmasına neden olarak şunları gösteriyor: “Beslenme alışkanlıklarımız, genetik yapımız ve az spor yapıyor oluşumuz meme kanseri riskini artırıyor. Kilo yapan şekerli, hamurlu gıdalardan uzak durun, mevsime uygun sebze ve meyve yiyin, aşırı kırmızı et tüketmeyin ve daha çok zeytinyağı tüketin.”</p>
<p>Ünlülerin Tavsiyesi</p>
<p>Yaşam Sevinciniz Kaybolmamalı</p>
<p>Hepimizin yakından tanıdığı ünlü isimler de kanserle savaşmak zorunda kaldı. Verdikleri savaştan zaferle çıkan ünlüler, iyileşmek için önce yaşama sevinci gerektiğini söylüyor.</p>
<p>Oya Başar</p>
<p>Oya Başar, meme kanseri tedavisi sırasında çalışma hayatından hiç uzaklaşmamış. Şimdi aynı durumu yaşayan sanatçılara da çalışmayı bırakmamalarını tavsiye ediyor: “Bu süreci herkes farklı yaşıyor. Ben hastalığın adını söyleyip kötü şeyleri hatırlamak istemedim; ‘Ağır bir gribim ve bu ge ecek’ diyerek kendimi telkin ettim. O dönemi çalışarak atlattım. Kemoterapiden çıkıp, iki gün dinlenip işe gidiyordum. Zaten mesele hayatı en iyi şekilde yaşamak.”</p>
<p>Defne Samyeli</p>
<p>Tüm hastalıklarda erken teşhis tedavi sürecini hızlandırıp kolaylaştırıyor. Bundan 11 yıl önce, çok genç yaşta rahim kanseriyle yüzleşen Defne Samyeli de, erken teşhis sayesinde hastalığını yenmişti.</p>
<p>Serra Yılmaz</p>
<p>Yılmaz, hastalığı sürecinde önemli fiziksel zorluklar yaşadığını söylüyor ve ekliyor: “Ama beni en olumsuz etkileyen şey; insanların kanser hastalarına bakışı oldu.”</p>
<p>Arzum Onan</p>
<p>Önce lenf, sonra tiroid kanseri olan Onan iki ayrı ameliyat geçirip tedavi gördü. Onan, “Sevgi her şeyin ilacı oldu. Eşim Mehmet (Aslantuğ) her zaman yanımdaydı” diyor.</p>
<p>Filiz Akın</p>
<p>Filiz Akın da kanserle savaşta morali yüksek tutmak gerektiğini söylüyor: “Çok zor bir hastalık ama iyi göğüsledim. ‘Atlatmak zorundayım. Kanseri yeneceğim’ dedim. Her tetkikten neşeli çıkmayı başardım.”</p>
<p>sabah</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.trkiz.com/meme-kanseri-neden-artiyor.php/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kisirligin Tedavisinde Yeni Umut</title>
		<link>http://www.trkiz.com/kisirligin-tedavisinde-yeni-umut.php</link>
		<comments>http://www.trkiz.com/kisirligin-tedavisinde-yeni-umut.php#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 03 Dec 2011 11:18:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Saglik]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[buluş]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[icat]]></category>
		<category><![CDATA[kısırlık]]></category>
		<category><![CDATA[molekül]]></category>
		<category><![CDATA[sperm]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[yenilik]]></category>
		<category><![CDATA[yumurta]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.trkiz.com/?p=598</guid>
		<description><![CDATA[Spermin yumurtaya yapışmasını sağlayan molekül bulundu. Hong Kong, İngiltere, Tayvan ve ABD’den biliminsanları, yumurtayı saran kılıfın üzerinde sialyl-LewisX (SLeX) adı verilen, sperm ve yumurtanın bir arada kalmasına yardım eden bir molekül buldu. ‘Yapıştırıcı’ rolü oynayan molekülü keşfeden biliminsanlarından William Yeung, kısırlık tedavisi için bir adım daha atıldığını belirtti. Çok hassas görüntüleme tekniğinden yararlanarak bu şeker [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.trkiz.com/wp-content/uploads/sperm.jpg"><img src="http://www.trkiz.com/wp-content/uploads/sperm-150x150.jpg" alt="" title="sperm" width="150" height="150" class="alignleft size-thumbnail wp-image-599" /></a><br />
Spermin yumurtaya yapışmasını sağlayan molekül bulundu.</p>
<p>Hong Kong, İngiltere, Tayvan ve ABD’den biliminsanları, yumurtayı saran kılıfın üzerinde sialyl-LewisX (SLeX) adı verilen, sperm ve yumurtanın bir arada kalmasına yardım eden bir molekül buldu.</p>
<p>‘Yapıştırıcı’ rolü oynayan molekülü keşfeden biliminsanlarından William Yeung, kısırlık tedavisi için bir adım daha atıldığını belirtti.</p>
<p>Çok hassas görüntüleme tekniğinden yararlanarak bu şeker moleküllerinin oluşturduğu zinciri bulan biliminsanları, keşfin, doğal doğum kontrol yöntemlerinin geliştirilmesine de ışık tutabileceğini vurguladı.</p>
<p>‘Science’ dergisinde yayımlanan araştırmaya imza atan biliminsanları, 2 yıl içinde klinik araştırmalara başlamayı umuyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.trkiz.com/kisirligin-tedavisinde-yeni-umut.php/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ramazan ayinda kilo almamak icin</title>
		<link>http://www.trkiz.com/ramazan-ayinda-kilo-almamak-icin.php</link>
		<comments>http://www.trkiz.com/ramazan-ayinda-kilo-almamak-icin.php#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 16 Aug 2011 23:50:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Saglik]]></category>
		<category><![CDATA[Çay ve kahve]]></category>
		<category><![CDATA[iftardan itibaren sahura kadar geçen sürede]]></category>
		<category><![CDATA[KAFEİNLİ İÇECEKLER]]></category>
		<category><![CDATA[kilo almamak icin]]></category>
		<category><![CDATA[kilo sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[oruç açarken soğuk su tüketimi]]></category>
		<category><![CDATA[Ramazan ayını sağlıklı ve fit geçirmek için]]></category>
		<category><![CDATA[ramazanda kilo sorunu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.trkiz.com/?p=567</guid>
		<description><![CDATA[Aşırı terleme ve sıvı kaybı sonucu oluşan elektrolit dengesizliğini ortadan kaldıran su, metabolizmanın hızlı çalışmasını sağlayarak kilo artışını da önlüyor. Bu nedenle uzmanlar Ramazan ayını sağlıklı ve fit geçirmek için günde en az 8 hatta 10 bardak su içmek gerektiğine dikkat çekiyor! Ramazan ayının sıcak yaz günlerine denk gelmesi nedeniyle aşırı terleme ile uzun süreli [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.trkiz.com/wp-content/uploads/kilo.jpg"><img src="http://www.trkiz.com/wp-content/uploads/kilo-150x150.jpg" alt="" title="kilo" width="150" height="150" class="alignleft size-thumbnail wp-image-568" /></a><br />
<strong>Aşırı terleme ve sıvı kaybı sonucu oluşan elektrolit dengesizliğini ortadan kaldıran su, metabolizmanın hızlı çalışmasını sağlayarak kilo artışını da önlüyor.</p>
<p>Bu nedenle uzmanlar Ramazan ayını sağlıklı ve fit geçirmek için günde en az 8 hatta 10 bardak su içmek gerektiğine dikkat çekiyor!</p>
<p>Ramazan ayının sıcak yaz günlerine denk gelmesi nedeniyle aşırı terleme ile uzun süreli açlık sonucu vücutta sıvı kaybı oluşuyor ve mineral dengesi bozuluyor. Bunun sonucunda halsizlik veya tansiyonun yükselmesi gibi sağlık sorunları ortaya çıkıyor. Ayrıca hatalı beslenme sonucu alınan kilolar da cabası!</strong></p>
<p>Bu nedenle aşırı sıcaklarda iftardan itibaren sahura kadar geçen sürede vücudunuzun sıvı kaybını mutlaka karşılamalısınız. Bunun en önemli kaynağı olarak da suyu tercih edin. Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Günsoy, suyun vücudun mineral dengesini yerinde tutmakla birlikte, metabolizmanın hızlı çalışmasına da yardımcı olduğuna dikkat çekerek, “Yeterli ve dengeli beslenmenin yanı sıra günde 8-10 bardak su içmek ramazan ayında alınacak fazla kiloları da engelliyor” diyor.</p>
<p>ORUCUNUZU 2 BARDAK SU İLE AÇIN<br />
<span id="more-567"></span><br />
Hülya Günsoy, orucunuzu 2 bardak su ile açtıktan sonra yemekle beraber de sıvı tüketmeye devam etmeniz gerektiğini belirterek şunları söylüyor: “Öğünler öncesi gibi sonrası da su tüketiminiz en az 2 bardak olmalı. Su içmek için susama hissini beklememeli, mutlaka belirli aralıklarla tüketmelisiniz. Günlük almanız gereken 2 litrelik, bir başka deyişle 8-10 bardak su ihtiyacınızı birden tüketmemeye de özen gösterin. Çünkü vücut o sırada fazladan alınan suyu mutlaka aynı hızla vücuttan uzaklaştırmaya çalışıyor.”</p>
<p>DİKKAT, SOĞUK SU ŞİŞKİNLİK YAPABİLİR!</p>
<p>Suyu soğuk ya da ılık içmenizin ise vücudunuz için farklı bir etkisi olmuyor. Soğuk bile içseniz su sindirime karışıncaya dek vücut ısısına erişiyor. Ancak mide rahatsızlığınız veya hassasiyetiniz varsa, iftarda oruç açarken soğuk su tüketiminin şişkinliğe ve/veya gaz problemine sebep olabileceğini de unutmayın.</p>
<p>KAFEİNLİ İÇECEKLERİ ‘YASAKLAR’ LİSTESİNE ALIN</p>
<p>• Ramazan ayında vücuttaki sağlıklı suyun kaybolmasına yol açan kafein içerikli gazlı içecekler, aşırı çay ve kahveden de uzak durun. Kafeinli içecekler vücuda yeterli kadar sıvı alınmadığında ödeme sebep oluyor ve kişinin olduğu kilosundan da fazla gözükmesine yol açıyor.</p>
<p>• Günlük 2 litre su tüketimini sağlandıktan sonra isterseniz iftar – sahur arasında 2-3 fincan çay ve 1-2 fincan sade kahveye yer verilebilirsiniz.</p>
<p>• Çay ve kahvenin yanı sıra bitkisel çayları da tercih edebilirsiniz. Örneğin ıhlamur, papatya, rezene, yasemin, kuşburnu, adaçayı ve meyve çayları içebilirsiniz. Bitkisel çaylardan papatya ve yasemin sindirimi kolaylaştırıyor, rezene çayı da gazın giderilmesine katkıda bulunuyor. İftar sonrası sindirim sıkıntısı yaşıyorsanız bu çaylardan tercih edebilirsiniz.</p>
<p>• Aşırı nişasta içerikli ve şekerli besinler susama hissini hızlandıracağı için özellikle sahur öğününde daha az tercih etmelisiniz.</p>
<p>MEYVE SUYUNU SINIRLI TÜKETİN</p>
<p>Vücudun sıvı ihtiyacını su kadar karşılayabilecek başka bir kaynak yok. Ancak yine de az su tüketiyorsanız yerine tercih edeceğiniz sıvılara dikkat etmelisiniz. Eğer fazla su içmeyi sevmiyorsanız taze sıkılmış meyve suları tercih edebilirsiniz. Ancak meyve suyunu sıkarken daha çok meyve kullanıldığı için enerji içeriği daha da yüksek bir içecek elde edilmiş olacaktır. Dolayısıyla kilo problemi yaşıyorsanız ya da kronik bir hastalığınız varsa, meyve suyu tüketimini sınırlamalı, hatta sağlık durumunuza göre belki de hiç tüketmemelisiniz. Meyvenin kendisini, bağırsak faaliyetlerini düzenleyici etkisi nedeniyle meyve suyu yerine daha çok tercih etmelisiniz.</p>
<p>NTV</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.trkiz.com/ramazan-ayinda-kilo-almamak-icin.php/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gebelik oncesi neler yapilmali</title>
		<link>http://www.trkiz.com/gebelik-oncesi-neler-yapilmali.php</link>
		<comments>http://www.trkiz.com/gebelik-oncesi-neler-yapilmali.php#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 19 Oct 2009 14:30:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Saglik]]></category>
		<category><![CDATA[gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[Kadin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.trkiz.com/?p=315</guid>
		<description><![CDATA[Gebeliğin ilk adımı ve en doğru yöntemi, onu daha önceden planlamaktır.. İdeal olarak hamile kalmak istediğiniz zamandan üç ay öncesinde, hekiminizle bir ön görüşme yapmanızda önemli faydalar vardır. Doktorunuz, sizin sağlık ve sosyal yönden özgeçmişinizi değerlendirecek, muayenenizi yapacak, türlü testler yapacak bu şekilde gebelik esnasında oluşabilecek anormal haller karşısında hem sizi hem de kendisini hazırlayacaktır. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gebeliğin ilk adımı ve en doğru yöntemi, onu daha önceden planlamaktır.. İdeal olarak hamile kalmak istediğiniz zamandan üç ay öncesinde, hekiminizle bir ön görüşme yapmanızda önemli faydalar vardır. Doktorunuz, sizin sağlık ve sosyal yönden özgeçmişinizi değerlendirecek, muayenenizi yapacak, türlü testler yapacak bu şekilde gebelik esnasında oluşabilecek anormal haller karşısında hem sizi hem de kendisini hazırlayacaktır. Ayrıca, gebelik öncesi vitamin (folik asit) desteği ile bebekte ortaya çıkabilecek sakatlıklara karşı tedbir alacaktır.</p>
<p>Doktorunuzun yapacağı test ve muayeneler, önereceği tedaviler yanında sizin de yaşam tarzında değiştirmeniz gereken şeyler olacaktır.</p>
<p>Öncelikle sağlıklı ve dengeli beslenmelisiniz. Dengeli beslenmeyle kastedilen ana besin maddelerinin dengeli oranlarda tüketilmesidir. Yağ ve şeker tüketiminizi azaltmalısınız. Proteinden zengin bir beslenme şekli seçmelisiniz. Yağsız süt ve süt ürünleri, balık ve beyaz etler diyetinizde yer almalıdır. Mutlaka bol taze meyve ve sebze alınmalı, bunun yanında makarna, pirinç, baklagiller gibi farklı besin gruplarını da tüketmelisiniz.</p>
<p>Gebelik öncesi doktorunuza başvurduğunuzda destek tedavisi için folik asit kullanmanızı isteyecektir. Bebeğin merkezi sinir sisteminin gelişmesi için özellikle gebeliğin ilk haftalardan itibaren “B9 vitamini” yani folik asit alınması çok önemlidir. Vücutta depolanmadığı, gebelik süresince normalden fazlasına gerek duyulduğu ve doğal gıdalarla yeterlince karşılanmadığı için her gün alınmalıdır. Taze yeşil sebzeler folik asit kaynağıdır, ancak uzun süreli pişirmeler ve uzun süre bekleyen gıdalardaki miktarını azaltır. En çok ıspanak, yer fıstığı, fındık, karnabahar, kepekli ekmekte mevcuttur. Folik asit eksikliğinde “nöral tüp defekti” denen sinir sisteminde omurilik kanalının tam kapanamamasına bağlı anomaliler olur. Özellikle, daha önceden folik asit eksikliği saptanmış veya nöral tüp defekt anomalili bebek doğurmuş kadınlar, gebe kalmayı düşündükleri tarihin en az 3 ay öncesinden itibaren mutlaka folik asit alımına başlamalıdırlar.</p>
<p>Sigara kullanıyorsanız, mutlaka bırakmalısınız. Sigara gebe kalma şansını azaltır ve gebelikte kullanıldığında düşük ve çocukta gelişme geriliğine neden olur. Alkol de bırakılmalıdır.</p>
<p>Stres ve endişeden uzak durmalısınız. Gebeliğe karar verdikten sonra gebelik oluşumunun ilk aylarda olmaması sizi strese sokmamalıdır. Her şey normal olsa, en iyi zamanda ilişki olsa dahi her ay için gebelik şansı %25 civarındadır. Normal düzenli ilişkiye rağmen bir kadının gebe kalamaması durumunda kısırlık incelemelerini başlatmak için genellikle çok aşikar bir anormallik yoksa 1 yıl beklenir. Bir yıl sonunda herhangi bir patolojisi olmayan çiftlerin bile gebe kalma şansı %98’dir. Yani %2 olguda her şey normal olmasına rağmen gebelik 1 yıl gecikebilir. Gebe kalma şansı düzenli adet görenlerde adetin 12-15. günlerinde en fazladır. Düzenli bir cinsel yaşam ve haftada 3 veya daha fazla ilişki gebe kalma şansını artırır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.trkiz.com/gebelik-oncesi-neler-yapilmali.php/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>MENOPOZDA KALP VE DAMAR HASTALIKLARI</title>
		<link>http://www.trkiz.com/menopozda-kalp-ve-damar-hastaliklari.php</link>
		<comments>http://www.trkiz.com/menopozda-kalp-ve-damar-hastaliklari.php#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 15 Apr 2009 06:35:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Saglik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.trkiz.com/?p=208</guid>
		<description><![CDATA[Menopozda estrojen hormonunun azalması sonucu, bu hormonun koruyucu etkisi ortadan kalktığından kalp-damar sistemi hastalıklarında %60�a varan artışlar görülmektedir. Önceleri kalp-damar hastalıklarından korunmak ve ateroskleroz oluşumunu önlemek veya geciktirmek için menapozda estrojen tedavileri önerilirken, son zamanlarda tamamlanan büyük bazı araştırmaların ( WHI , One-million Women Study) sonucu bu tedavinin faydalı olmadığı hatta kalp-damar sistemini daha da [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Menopozda estrojen hormonunun azalması sonucu, bu hormonun koruyucu etkisi ortadan kalktığından kalp-damar sistemi hastalıklarında %60�a varan artışlar görülmektedir. Önceleri kalp-damar hastalıklarından korunmak ve ateroskleroz oluşumunu önlemek veya geciktirmek için menapozda estrojen tedavileri önerilirken, son zamanlarda tamamlanan büyük bazı araştırmaların ( WHI , One-million Women Study) sonucu bu tedavinin faydalı olmadığı hatta kalp-damar sistemini daha da olumsuz etkileyebileceğini göstermektedirler. Daha önce kalp-damar hastalığı olanlarda, bunun düzelmesi için hormon kullanımının faydasız hatta var olan hastalığın seyrini daha da kötüleştirebileceğini bildiren araştırma sonuçları vardır.</p>
<p>Kısaca menopozda kalp-damar hastalıklarından korunmak için kardioloji kliniklerinin önerdiği diyet, egzersiz, kolesterolu düşüren ilaçlar (statinler) kullanılmalı,menapozda hormon replasman tedavisi (estrojen ) bu amaçla kullanılmamalıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.trkiz.com/menopozda-kalp-ve-damar-hastaliklari.php/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bebek gibi bir yuz icin</title>
		<link>http://www.trkiz.com/bebek-gibi-bir-yuz-icin.php</link>
		<comments>http://www.trkiz.com/bebek-gibi-bir-yuz-icin.php#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 30 Jul 2008 03:48:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Saglik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.trkiz.com/bebek-gibi-bir-yuz-icin.php</guid>
		<description><![CDATA[İşte size bebek gibi bir yüze sahip olmanın yolları. Evde kolayca bulabileceğiniz malzemelerle hazırlayabileceğiniz bu karışımları deneyerek farkı görebilirsiniz&#8230; Yüz için nemlendirici maske Malzemeler: Yumurta sarısı + süt Hazırlanışı: Bir kapta yumurta sarısı ve bir kaşık sütü karıştırın. Bu karışımı yüzünüze yayın, üzerini ince bir bezle örterek on beş dakika bekleyin. Ardından kağıt mendille silerek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İşte size bebek gibi bir yüze sahip olmanın yolları. Evde kolayca bulabileceğiniz malzemelerle hazırlayabileceğiniz bu karışımları deneyerek farkı görebilirsiniz&#8230;</p>
<p>Yüz için nemlendirici maske</p>
<p>Malzemeler: Yumurta sarısı + süt<br />
Hazırlanışı: Bir kapta yumurta sarısı ve bir kaşık sütü karıştırın. Bu karışımı yüzünüze yayın, üzerini ince bir bezle örterek on beş dakika bekleyin. Ardından kağıt mendille silerek temizleyin. Daha sonra sırasıyla, ılık ve soğuk suyla yüzünüzü yıkayın.<br />
Ne işe yarıyor: Kuru ve nemsiz bir cildiniz varsa bu maske sizin için birebir. İçinde bulunan yumurta sarısı cildinizi beslerken, süt nemlendirecek, yumuşaklık verecek ve sıkılaştıracak.</p>
<p>Ne zaman kullanmalı: Bu maskeyi haftada bir kez uygulamak yeterli.</p>
<p>Siyah noktaların sonu geliyor</p>
<p>Malzemeler: Limon suyu + yoğurt<br />
Hazırlanışı: Bir kase yoğurda bir limonun suyunu karıştırın. Bu karışımı, gözlerinize gelmemesine dikkat ederek yüzünüze yayın ve 15 dakika bekleyin. Yüzünüzde kuruyan maskeyi ılık suyla yıkayarak çıkarın.</p>
<p>Ne işe yarıyor: Limon suyu cildi dezenfekte eder, sivilceleri kurutur ve siyah noktaların kaybolmasına yardımcı olur. Yoğurt ise cildi besler, nemlendirir ve yağ miktarını dengeler.</p>
<p>Ne zaman kullanmalı: Bu maske haftada bir kez uygulanabilir.</p>
<p>Sivilceler için karnabahar</p>
<p>Malzemeler: Karnabahar + Zeytinyağı<br />
Hazırlanışı: Sekiz adet karnabahar yaprağını iki kaşık zeytinyağı ile beraber mikserden geçirin. Karışımı, problemli bölgeler üzerinde daha yoğun olacak şekilde yüzünüze yayın, on dakika bekleyin ve yüzünü ılık suyla temizleyin.</p>
<p>Ne işe yarıyor: Karnabahar yapraklarının temizleyici fonksiyonu vardır.</p>
<p>Ne zaman kullanılmalı: Haftada bir ya da iki kez.</p>
<p>Kırışıklara karşı maske</p>
<p>Malzemeler: Kaymak + Elma<br />
Hazırlanışı: Bu maskeyi hazırlamak için soyulmuş bir elma ve üç kaşık kaymağı mikserle bir kaç dakika karıştırmanız yeterli. Karışımı cildinize yaydıktan sonra temiz bir bezle yüzünüzü kapatın. Yaklaşık on dakika bekledikten sonra maskeyi silin ve yüzünüzü ılık suyla temizleyin.</p>
<p>Ne işe yarıyor: Kaymak cildi yumuşatır, nemlendirir ve cilde elastikiyet kazandırır. Kırışıklara karşı da etkilidir. Elma ise cildin diri kalması için önemli etken.</p>
<p>Ne zaman kullanmalı: Haftada bir kez.</p>
<p>Yağlı ciltler için</p>
<p>Malzemeler: Bal + süt + limon suyu<br />
Hazırlanışı: Bir fincan içinde bir kaşık balı, bir kaşık limon suyunu ve kıvamın koyuluğunu bozmayacak miktarda sütü karıştırın. Karışımı yüzünüze ve boynunuza yayın ve hafifçe kuruyana kadar bekleyin. Maskeyi nemli bir sünger yardımıyla silerek temizleyin.</p>
<p>Ne işe yarıyor: Bal cildi yumuşatır ve limon suyunda bulunan aktif maddelerin daha iyi emilmesini sağlar. Bu maddeler de cildin yağ salgısını dengeler, fazla yağ salgısı sonucu oluşabilecek sivilceleri önler.</p>
<p>Ne zaman kullanılmalı: İhtiyaca göre 10 &#8211; 15 günde bir tekrarlayabilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.trkiz.com/bebek-gibi-bir-yuz-icin.php/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yaz Aylarinin Kabusu Terlemek</title>
		<link>http://www.trkiz.com/yaz-aylarinin-kabusu-terlemek.php</link>
		<comments>http://www.trkiz.com/yaz-aylarinin-kabusu-terlemek.php#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 30 Jul 2008 03:47:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Saglik]]></category>
		<category><![CDATA[ter]]></category>
		<category><![CDATA[terlemek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.trkiz.com/yaz-aylarinin-kabusu-terlemek.php</guid>
		<description><![CDATA[Ter ve koku, bakterilerin ter ifrazı ile karışmasından meydana gelir. Genel temizliğine itina eden kişilerde bile oluşur. Ter kokularını engellemek için yapılması gerekenler: - Magnezium, Zinc, Paba ve B6 vitaminleri ter kokularını engeller. - Her gün su ve sabun ile yıkanmak yerine haftada 2 defa yıkanmak yeterlidir. Zira sık yıkanmak vücudun genel koruyucu yağını azalttığı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ter ve koku, bakterilerin ter ifrazı ile karışmasından meydana gelir. Genel temizliğine itina eden kişilerde bile oluşur.</p>
<p>Ter kokularını engellemek için yapılması gerekenler:</p>
<p>- Magnezium, Zinc, Paba ve B6 vitaminleri ter kokularını engeller.</p>
<p>- Her gün su ve sabun ile yıkanmak yerine haftada 2 defa yıkanmak yeterlidir. Zira sık yıkanmak vücudun genel koruyucu yağını azalttığı için bakterilerin yerleşmesi hızlanır.</p>
<p>- Gerekirse kol altına antibiyotik yağ ve krem kulanın, bitkisel Tea Tree yağı bu iş için idealdir.</p>
<p>- Ayak ve genital bölgeleri her gün yıkayın.</p>
<p>- Ticari deodorantları ve üzerinde anti-persperant yazan (ter engelleyici) ürünleri kullanmayın, zira vücudun doğal mekanizmasını bozar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.trkiz.com/yaz-aylarinin-kabusu-terlemek.php/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Formda Kalmak icin</title>
		<link>http://www.trkiz.com/formda-kalmak-icin.php</link>
		<comments>http://www.trkiz.com/formda-kalmak-icin.php#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 12 Mar 2008 07:49:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Erkekler]]></category>
		<category><![CDATA[Saglik]]></category>
		<category><![CDATA[form]]></category>
		<category><![CDATA[formda kalmak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.trkiz.com/formda-kalmak-icin.php</guid>
		<description><![CDATA[Formda Kalmak Formda kalmak pek çok kişi tarafından kendi kişisel özelliklerine göre şekillendirilebilir. Kilo problemi olmayan kişiler tarafından aynı kiloda kalma çabaları olarak nitelendirilirken benzer durum kilolu biri için eski kilosuna kalmak olarak nitelendirilebilir.       Bu terim sadece fiziksel değil, ruhsal ve zihinsel sağlığın iyiliğini kapsayan ve sağlığın her aşamasını içeren bir ifadedir. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<table border="0" width="100%" height="151" id="table3" class="arka">
<tr>
<td height="76" width="71%" align="left" vAlign="top"><font size="3" color="#ff00ff" face="verdana">Formda Kalmak</font></p>
<table border="0" width="100%" cellPadding="0" cellSpacing="0" borderColor="#111111" style="border-collapse: collapse" id="table4">
<tr>
<td width="98%">
<p align="justify"><font size="2" color="#ed2790" face="Verdana">Formda kalmak pek çok kişi tarafından kendi kişisel özelliklerine göre şekillendirilebilir. Kilo problemi olmayan kişiler tarafından aynı kiloda kalma çabaları olarak nitelendirilirken benzer durum kilolu biri için eski kilosuna kalmak olarak nitelendirilebilir.</font></p>
</td>
<td width="2%"> </td>
</tr>
<tr>
<td width="98%"><font color="#ed2790"> </font></td>
<td width="2%"> </td>
</tr>
<tr>
<td width="98%">
<p align="justify"><font size="2" color="#ed2790" face="Verdana">Bu terim sadece fiziksel değil, ruhsal ve zihinsel sağlığın iyiliğini kapsayan ve sağlığın her aşamasını içeren bir ifadedir. Beslenme ve fiziksel aktivite, her biri için temeldir.</font></p>
</td>
</tr>
</table>
</td>
</tr>
<tr>
<td colSpan="2" align="left">
<table border="0" width="100%" cellPadding="0" cellSpacing="0" borderColor="#111111" style="border-collapse: collapse" id="table5">
<tr>
<td width="76%">
<p align="justify"><strong><font size="2" face="Verdana">Formda olmanın yaşı yoktur. Formda kalmak, her yaşta düzenli fiziksel aktivite ve iyi beslenmeyi içeren bir yaşam şeklidir. Ne kadar erken başlanırsa sağlık için o kadar iyi olur. Her yaşta ve yaşamın her aşamasında kendi potansiyelinizin en fazlasını yapın. Besin seçimi ve fiziksel aktiviteyi gereksinimlerinize adapte ederek, kişisel alışkanlık ve yaşam biçimi haline getirerek sağlıklı olabilirsiniz. Bu kitap yaşam boyu sağlıklı beslenme ve aynı zamanda besinlerden zevk alma konularında bilgilendirmektedir. </font></strong></p>
</td>
<td width="2%"> </td>
</tr>
<tr>
<td width="76%"><strong> </strong></td>
<td width="2%"> </td>
</tr>
<tr>
<td width="76%">
<p align="justify"><strong><font size="2" face="Verdana">İyi beslenme ve düzenli fiziksel aktivite- sadece biri değil- formunuzu geliştiren yaşam şekli ile ilgili ayrılmaz iki alışkanlıktır. Yaşam şekilleri ile ilgili diğer kararlar da sağlığınızı olumlu yönde etkilemektedir. Yeterli uyku, sigara içmeme, stresi kontrol altına alma, orta düzeyde alkollü içecek tüketme, emniyet kemeri kullanma, hijyen kurallarına uyma ve sağlığı korumak için düzenli olarak tıbbi kontroller yaptırmak bunlardan birkaçıdır. </font></strong></p>
</td>
<td width="2%"> </td>
</tr>
<tr>
<td width="76%"><strong> </strong></td>
<td width="2%"> </td>
</tr>
<tr>
<td width="76%">
<p align="justify"><strong><font size="2" face="Verdana">Beslenme terimini hep duyarsınız. Besin ve formda kalma ilişkisi, duyumlarınızın temelini oluşturur. Beslenme yiyeceklerin vücudu nasıl beslediğine bağlıdır. İyi beslenme de aşırıya kaçmadan vücudun gereksinimine yetecek kadar besin alınmasıdır.</font></strong></p>
</td>
<td width="2%"> </td>
</tr>
<tr>
<td width="76%"><strong> </strong></td>
<td width="2%"> </td>
</tr>
<tr>
<td width="76%">
<p align="justify"><strong><font size="2" face="Verdana">Bugünkü beslenme bilgileri yıllar süren bilimsel araştırmalar sonucu elde edilmiştir. Sağlık ve besinlerle ilgili araştırmaların uzun bir tarihi geçmişi vardır, hatta bununla ilgili eski Yunanların da kayıtları bulunmaktadır. Fakat beslenme ile ilgili gizemler 19. yüzyıla kadar açıklığa kavuşturulamamıştır. Bundan sonra bilim adamları beslenme ile ilgili pek çok soruyu cevaplayabilmişlerdir. Çalışmalar devam etmekte ve bilim adamları beslenme, besinler ve onların sağlıkla ilgileri hakkında önemli soruları araştırmaktadırlar. </font></strong></p>
</td>
<td width="2%"> </td>
</tr>
<tr>
<td width="76%">
<p align="justify"><strong><font size="2" face="Verdana">Günümüzde beslenme önerileri somut bilimsel bulgulara dayanmaktadır. Eskilerden farklı olarak, sağlık için yiyecek seçiminde geçerli güçlü temellere sahibiz, kişisel sağlığınız için beslenme ilkelerini uygulama ve öneriler alma, size bağlıdır.</font></strong></p>
</td>
</tr>
</table>
</td>
</tr>
</table>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.trkiz.com/formda-kalmak-icin.php/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Odem</title>
		<link>http://www.trkiz.com/odem.php</link>
		<comments>http://www.trkiz.com/odem.php#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 10 Dec 2007 09:06:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Saglik]]></category>
		<category><![CDATA[Odem]]></category>
		<category><![CDATA[Odemler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sevdadan.com/odem.php</guid>
		<description><![CDATA[Vücutta anormal miktarda sutoplanmasıdır. Kalp, damar ve böbrek hastalıklarının bir belirtisi olabildiği gibi bazı allerjik durumlarda ve beyin travmalarında ciddisonuçlar doğurabilir. Vücut dokularındaki su miktarının artışına verilen isim. Özellikle derialtı ve kaslardaki doku aralıklarında, seröz boşluklarda (kalp, akciğer ve karın iç zarları) serbest sıvının toplanması, ödemin tespitini mümkün kılar. Dolayısıyla ödem, klinikte hücre dışı ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Vücutta anormal miktarda sutoplanmasıdır. Kalp, damar ve böbrek hastalıklarının bir belirtisi olabildiği gibi bazı allerjik durumlarda ve beyin travmalarında ciddisonuçlar doğurabilir. Vücut dokularındaki su miktarının artışına verilen isim. Özellikle derialtı ve kaslardaki doku aralıklarında, seröz boşluklarda (kalp, akciğer ve karın iç zarları) serbest sıvının toplanması, ödemin tespitini mümkün kılar. Dolayısıyla ödem, klinikte hücre dışı ve damar dışı sıvı miktarının artışını ifâde eder. Seröz boşluklarında sıvı toplanması ile birlikte olan genelleşmiş ödemlere “anazarka” adı verilir. Derialtı ödemi, derinin şiş ve gergin hâliyle farkedilir, bacak alt ucundaki kemik çıkıntısı üzerinde deriye parmakla bastırılır ve bir müddet beklenirse o bölgedeki doku aralıklarında bulunan sıvının itilmesinden dolayı parmak kaldırıldıktan sonra bir çukurluk kalır. Ödem aşikar hâle gelmeden evvel hücre dışı sıvı miktarı ve vücut ağırlığı süratle artar. Bu artış beden ağırlığının % 10’unu geçtikten sonra parmakla bastırılmakla çukurluk teşekkülü görülür. Normalde de doku aralıklarında bulunan ve artışı ile ödemi husûle getiren sıvı, dolaşan kandan gelmektedir. Dolayısıyla ödem sıvısı terkip bakımından kan plasmasına çok yakındır. Bikarbonat, klor, sodyum ve klor gibi elektrolitler, glikoz, üre, kreatinin, amino asitler ihtivâ eder. Protein muhtevası ise ödeme yol açan sebebe göre değişiklik gösterir. Ödem yaygın ve lokalize olur. Yaygın ödemlerin oluş mekanizmasını iki gruba ayırabiliriz: 1. Böbreklerin tuz ve suyu az ıtrah etmeleri sonucu plasmada birikime uğrayan su ve tuzun dokulara ve doku aralıklarına geçmesiyle meydana çıkan ödemler. 2. Plasma ile dokular arasında su ve molekülleri hareket ettiren kuvvetler dengesinde husûle gelen değişiklikler netîcesinde doku aralıklarında su ve tuz toplanmasına bağlı olan ödemler. Normalde kılcaldamarların arter (atardamar) kısmına suyu plasma ile doku arasında hareket ettiren kuvvetler plasma tarafı lehine bir fazlalık gösterirler ve bu kuvvetin tesiriyle su ve berâberinde birçok kristalloitler yarı geçirgen bir zar olan kılcaldamar duvarından doku aralıklarına sızar. Kılcaldamarların venöz (toplardamar) ucunda ise denge, doku lehine değişir ve kılcaldamarlardan süzülmüş olan su ve diğer moleküller damarlara geri döner. Doku aralıklarında kalan su ve diğer maddeler lenf sıvısını teşkil eder ve dokudan lenf damarları ile uzaklaşırlar. Bu, su ve elektrolit alışverişinde rolü olan faktörler ve süzülme-emilme olayını ayarlayan kuvvetler şunlardır: 1. Kılcaldamarlardaki kan basıncı: Tansiyona yâni sistemik kan basıncına bağlı olarak azalıp çoğalabilir. Eğer kan basıncı değişmezse küçük atardamarların kasılması kılcaldamarlardaki kan basıncının ve kan akımının azalmasına sebep olur. 2. Plasma kolloitlerinin (dağılmış haldeki moleküllerin ve maddelerin) osmotik basıncı: Buna onkotik basınç adı da verilir. Molekülleri büyük olan proteinler kılcaldamar duvarından geçemez ve % 95’i damar içinde kalarak plasma ve hücreler arasının onkotik basınçları arasındaki önemli farkı husûle getirir. Bu fark su alış-verişini sağlayan başlıca faktördür. Kapiller sıvı basıncı onkotik basıncı geçtiği zaman dokulara sıvı geçişi, onkotik basınç galip geldiği zaman ise sıvının dokulardan damara geçişi söz konusudur. Plasmada protein miktarının azalması sıvının damar dışına çıkışının artmasına ve doku aralıkları sıvısının artmasına ve böylece de ödeme sebep olur. 3. Hücrelerarası sıvının kolloit osmotik basıncı: Normalde plasma protein muhtevâsı doku sıvısındakinin 20 katıdır. Damar duvarını geçirgen hâle getiren durumlarda veya doku aralıklarındaki proteinlerin lenf ile uzaklaştırılmasında bir güçlük ortaya çıktığı zaman doku sıvısındaki protein miktarı artar ve buna bağlı olarak doku aralıklarında sıvı toplanması olur. 4. Doku aralıklarındaki mekanik basınç: Damar dışı sıvıyı alacak olan doku aralıklarının hacmi sınırlıdır. Bu hacim sınırlılığı belli miktardan fazla sıvı toplanmasına izin vermez. Ancak birçok kereler vücûdunda ödem husûle gelmiş olan kişilerde doku aralıklarının mekanik direnci de azalacağından, ödemin yeniden teşekkülü kolay olur. Dokuların alış-verişinde bu dört faktörden başka, lenf akımının da rolü vardır. Çünkü hücrelerarası sıvı miktarı kısmen lenf drenajına da bağlıdır. Böbrekteki süzülme bozuklukları eğer emilmedeki buna mütenasip bir değişmeyle berâber değilse vücuttaki su miktarının önemli derecede artış veya azalışına sebep olur. O halde vücuttaki toplam su miktarının ayarlanmasının yapıldığı başlıca organ olan böbreğin hastalıklarında birçok ödemlerin ortaya çıkması gâyet tabiîdir. Ödemleri oluş mekanizmalarına göre çeşitli sınıflara ayırmak mümkündür: 1. Kapillerdeki hidrostatik basıncın artmasına bağlı ortaya çıkan ödemler: Uzun süre ayakta durmak, tromboflebit, tümörler, damar balonlaşmaları gibi sebeplerle toplardamarların baskı altında kalması ödeme yol açar. 2. Kapiller geçirgenlik artmasına (doku sıvısında osmotik basınç artmasına) bağlı ödemler: Normalde proteinleri geçirmeyen kapiller duvarları bakteri, kimyâsal ısı, mekanik etkilerden dolayı proteinleri daha fazla geçirir hâle gelirse damar dışı sıvı içerisine proteinler geçerek doku sıvısının osmotik basıncını arttırır. Doku sıvısında osmotik basıncın artması berâberinde doku dışına sıvı kaçmasını da getireceğinden ödem meydana gelir. İlâç allerjileri, böcek sokmaları, yanma ve donma sonrasında ortaya çıkan ödemler bu tip ödemlerdendir. 3. Plasma onkotik basıncının azalmasına bağlı ödemler: Uzun süren açlık halleri ve böbreklerden protein kaybının fazla olduğu böbrek hastalıklarında onkotik basıncı düşen plazmadan dokulararası sıvıya su kaçışı olur. 4. Doku mekanik direncinin azalmasına bağlı olanlar: Kısa zamanda fazla kilo kaybedenlerde ve ihtiyarlarda ortaya çıkan bâzı tip ödemler böyledir. 5. Lenfa drenajının bozulmasına bağlı olarak ortaya çıkan ödemler: Lenf damarlarının kanser hücreleri tarafından işgali, iltihaplanması, parazitlerle tıkanması gibi durumlarda ortaya çıkar. Ödem tıkanan lenf damarları grubunun akımını sağladığı bölgede sınırlıdır. Bunlardan en enteresan olanı lenf damarlarının “Filaria Bancrofti” adlı parazitle tıkanması netîcesinde meydana gelen ödemdir. Bu hastalığa “fil hastalığı” adı verilir ve tuttuğu organı aşırı boyutlara vardırmasıyla tanınır. (Bkz. Fil Hastalığı) 6. Böbrek faktörünün başta geldiği ödemler: Böbreğin normalde ıtrah edebileceğinden fazla tuz alınması, böbreğin tuz ıtrah vazifesinin bozulması veya hormonal sebeplerle böbreğin tüpçüklerinden aşırı tuz emilmesi de ödeme sebep olur. 7. Birkaç faktörün birlikte rol oynadığı ödemler: 8. Sebebi bilinmeyen ödemler. Yukarıdaki bilgilerden de anlaşılabileceği üzere ödem bir hastalık değildir, bir belirtidir. Ödem görüldüğü zaman mutlaka sebebi araştırılmalı ve tedâvi edilmelidir.</p>
<p><strong>Ödem hakkında bilgi, Ödem nedir? Ödem tedavisi</strong> için lütfen bir uzmana başvurun.<br />
<strong>Ödem </strong>hastalığı hapları ilaçları</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.trkiz.com/odem.php/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Pankreas</title>
		<link>http://www.trkiz.com/pankreas.php</link>
		<comments>http://www.trkiz.com/pankreas.php#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 10 Dec 2007 08:56:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Saglik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sevdadan.com/pankreas.php</guid>
		<description><![CDATA[Pankreas karın boşluğunun üst tarafında ve bel omurlarının önkısmında yerleşik bir organdır. Salgılarıyla sindirm fonksiyonunayardımcı olur vekan şekerini düzenler. Karın boşluğunun üst kısmında arka duvara dayalı olarak bulunan, hem iç hem de dış salgıları olan bir gudde organı. Pankreasın büyük kısmı, hazım için çok önemli olan salgıları hazırlayan alveoler bez dokusundan yapılmıştır. Pankreasın bu kısımlarında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Pankreas karın boşluğunun üst tarafında ve bel omurlarının önkısmında yerleşik bir organdır. Salgılarıyla sindirm fonksiyonunayardımcı olur vekan şekerini düzenler. Karın boşluğunun üst kısmında arka duvara dayalı olarak bulunan, hem iç hem de dış salgıları olan bir gudde organı. Pankreasın büyük kısmı, hazım için çok önemli olan salgıları hazırlayan alveoler bez dokusundan yapılmıştır. Pankreasın bu kısımlarında yapılan dış salgısı, bir kanal aracılığıyla oniki parmak barsağına akıtılır. “Succus Pancreaticus” veya“pankreas özsuyu” adı verilen bu salgı sindirim işinde rol oynayan tripsin, lipaz ve amilaz adlı fermentleri ihtivâ eder. Bu enzimlerin etkisi sâyesinde pankreas salgısı her üç grup gıdâ maddeleri, yâni yağ, protein ve karbonhidratların hazmında önemli bir işi yerine getirir. Pankreasın, iç, yâni kana olan salgısına gelince bu salgı, pankreas içinde bulunan ve Langerhans adacıkları denilen küçük kapalı bezler tarafından yapılır. İnsülin ve glukagon adını alan hormonları, kan şekerinin ayarlanmasında iş görürler. Pankreas şekil bakımından bir çekice benzetilebilir. Ağırlığı 70-100 gram arasında ve rengi kırmızımtraktır. Ortalama 15 cm uzunluğunda olup, baş, gövde ve kuyruk kısımları vardır. Başı oniki parmak barsağının açıklığına uyar ve sağdadır. Gövdesi, enine uzanıp aortu, sol böbreküstü bezini, sol böbreği, böbrek atar ve toplardamarlarını çaprazlar. Gövdesinin devamı olan ve en ince kısmı olan kuyruk kısmı dalağa kadar uzanır. Pankreasın kanı, dalak, karaciğer ve üst mesenten damarlarından gelmektedir. İki boşaltıcı kanalı vardır. Büyük olanı Wirsung kanalıdır, gövdesini boydan boya kateden bu kanal, bezin çeşitli parçacıklarından gelen salgıları toparlayıp, oniki parmak barsağına açıldığı yere akıtır. Genellikle buraya açılmadan önce safra kanalıyla birleşir ve öyle açılır. Santorini kanalı ise, Wirsung kanalının üst tarafından oniki parmak barsağına açılan bir diğer dış salgı kanalıdır. Pankreas hastalıkları: Pankreas hastalıklarının teşhisi belirtilerinin çeşitliliği, silikliği ve diğer hastalıklara benzemesi dolayısıyla oldukça zordur. Pankreastan gelen ağrının diğer karın içi organların ağrılarıyla karışması sık görülen bir durumdur. Had pankreatit: Pankreasın akut iltihabıdır. Batı ülkelerinde hastalığa sebep olan en önemli faktörler, safra kesesi hastalıkları, aşırı alkol alınması, sürekli alkol kullanımıdır. Gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkelerde ise bunların yanında dengesiz beslenme de diğer bir faktör olarak ortaya çıkar. Bu hastalarda çoğu defâ alkol alınmasını veya ağır bir yemeği tâkiben kriz başlar. Hastalar âni başlayan şiddetli bir karın ağrısından şikâyet ederler. Aşırı bitkinlik ve huzursuzluk olur. Vak’aların büyük bölümünde tansiyon düşmesi, çarpıntı, % 15’inde şok meydana gelir. Hastalık ağır ve öldürücüdür. Akciğer ödemi, dolaşım şoku, kan zehirlenmesi, iç kanama gibi ağır tablolara yol açabilir. Tedâvisinde asıl olan, şokla yapılacak olan mücâdeledir. Müzmin pankreatit: Pankreasın müzmin ve ilerleyici olarak iltihaplanmasıdır. Sebepleri arasında yine alkolizm ön plândadır. Yetersiz beslenme daha sonra gelir. En önemli belirtisi ağrıdır. İltihabî durum devam ettikçe pankreas harap olur ve fonksiyonlarında yetmezlik ortaya çıkar. Bu sebeple hazım bozulur, kilo kaybı olur, ilerleyince şeker hastalığı görülür. Tedâvisinde ağrı kesiciler verilir. Yetmezlik belirtileri için ağızdan pankreas enzimleri muhtevalı preparatlar kullanılarak, hasta rahatlatılmaya çalışılır. Pankreas kanseri: Kırk yaş üzerinde özellikle erkeklerde görülen bir hastalıktır. Belirtileri arasında şiddetli ağrı, aşırı kilo kaybı ve ilerleyici sarılık üçlüsü ile kendini belli eder. Kanser, pankreasın baş kısmını tutmuşsa cerrâhî müdâhale ile çıkarılabilir. Geleceği iyi olmayan bir hastalıktır ve hastalar beş sene içinde kaybedilebilirler.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.trkiz.com/pankreas.php/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

